Yeşim Tekstil'den virüs savar maske!

Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya Rekabet.net’e koronavirüs ve ekonomiye etkileriyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Tüm sektörler gibi kendilerinin de bu dönemde ekonomik yönde olumsuz etkilendiklerini belirten Şankaya;” 2020’yi bir önceki yıla göre yüzde 30 bandında bir ciro ve ihracat kaybı ile tamamlayacağımızı öngörüyorum” dedi.

Yeşim Tekstil'den virüs savar maske!
- A +

Özge Comba Alkış

Rekabet.net olarak tekstilin önde gelen isimlerinden Yeşim Tekstil CEO’su Şenol Şankaya ile bir röportaj gerçekleştirdik. İşte koronavirüs dalgasının ekonomiye etkilerini ve Yeşim Tekstil tarafından üretilen “virüs savar maske” ile ilgili konuştuğumuzun röportajın ayrıntıları…

“İHRACAT KAYBI YAŞAYACAĞIZ”

Yeşim Tekstil Türkiye’nin en önemli tekstil firmalarının başında geliyor. Koronavirüs sürecinden siz nasıl etkilendiniz?

“Ulusal ve küresel ölçekteki zincir mağazalarının kapanması nedeniyle önce yüzde 50’lik üretim kapasitelerine düşen ülkemizdeki tekstil ve hazır giyim sektörü temsilcilerinin büyük çoğunluğu üretimini durdurmuştu. Bu zincir mağazaların normal hayata dönmediği sürece tam kapasiteye çıkmamız biraz zor görünüyor. Virüsün salgın boyutu önümüzdeki dönemde azalsa bile ekonomik etkileri devam edecektir. O nedenle olası her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız şart. Bu süreçte biz dahil birçok sektör temsilcisi, sosyal mesafeyi koruyarak ve gerekli önlemleri alarak üretime yeniden hız verdik. Hızımızın giderek artacağını öngörüyorum. Yeşim olarak maske üretimi de gerçekleştireceğimizden dolayı, bu üretim sürecinin de desteği ile kayıplarımızı telafi etme yolunda ilerleme şansı bulacağımızı düşünüyorum. Bununla birlikte yaz ortasına kadar kapasitemiz düşük seyretmeye devam edecektir. Oysa 2020’ye çok iyi başlamıştık ve sene sonuna önemli büyüme hedefleri koymuştuk. Yılın ilk yarısının ortalama yüzde 30’luk ihracat düşüşü ile geçeceğini öngörüyoruz. Yılın geri kalan bölümünde yaşanabilecek görece hareketlenmeyle birlikte 2020’yi bir önceki yıla göre yüzde 30 bandında bir ciro ve ihracat kaybı ile tamamlayacağımızı öngörüyorum.”

“VİRÜSÜ DURDURAN MASKE”

Bu süreçte “Virüs savar maske” üretimi de gerçekleştirdiniz. Talepler nasıl, yetişebiliyor musunuz?

“Ürünlerimizle ilgili çok olumlu yanıtlar alıyoruz. Korona virüsü yüzde 99,94 oranında önleyen iki farklı kumaştan maske ürettik. Organik pamuk kullanılarak örme kumaştan geliştirdiğimiz bu ürünler, yüz formuna uyum gösteren yüksek örtücülükte, hafif, nefes alabilir ve 25-50 kez yıkanabilir özelliğe sahip. Bu özelliği ile sürdürülebilirliği de destekliyor. Biyoteknoloji ve ilgili ürünlerde 25 yıllık deneyimi olan Health Guard® firması iş birliği ile geliştirdiğimiz bu maskenin en büyük özelliklerinden biri de temas ettiği anda virüsü durdurması. Bu maskeler medikal ya da tıbbı maske olarak tabir edilen ürün gamında değil, koruyucu özelliği olan maskeler.

Bizim ihracat gerçekleştirdiğimiz pazarların başında Avrupa, Amerika ve Rusya geliyor. Söz konusu pazarlarda yer alan ülkelerden çok büyük oranlarda olmasa da yavaş yavaş siparişler gelmeye başladı diyebiliriz. Bu süreçte gelecek talebe göre ilerleyeceğiz. Çünkü elimizde çok ciddi bir kapasite var. Türkiye genelindeki yaygın fason üretim ağımız da bu kapasiteyi destekliyor. Şu aşamada 20-30 bin adetler düzeyinde bir ihracat talebi gündeme geldi ve ürünleri gönderdik. Önümüzdeki günlerde bu talep artacak ve biz de hızımızı arttıracağız. Hazirandan sonra ihracatta daha büyük adetlere ulaşacağımızı düşünüyorum.

Bu süreçte moda devi dünya markalarından da çeşitli maske talepleri aldık. Buna bağlı olarak tasarımlarını iletiyorlar ve biz de numuneler üzerinde çalışıyoruz. Muhtemelen yazın bu ürünleri birçok yerde görme şansımız olacak. Giydiğimiz kıyafetlerle uyumlu ya da emojili maskeler görebiliriz. Yaz ve kış modasına uygun olarak bu ürünlerin yaşam tarzımız hale geleceğini söylemek mümkün.

AB ekonomisinin lokomotifi Almanya, daha önce 2020 için 6.2’lik küçülme açıklamıştı. Şimdi Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Euro Bölgesi ekonomisinin bu yıl COVID- 19 ile mücadele ederken yüzde 8 ile 12 arasında daralacağını söyledi. Bu beklentiler bizi nasıl etkileyecek?

“Korona virüs salgınından Avrupa oldukça fazla etkilendi. Bilindiği üzere ülkemizdeki tekstil ve hazır giyim sektörünün en önemli pazarlarından biri Avrupa pazarı. Bu pazarda yaşanan kriz, maalesef sektörümüzü derinden etkilemiş durumda. Ancak Avrupa'nın yavaş yavaş normalleşme sürecine girmesiyle sektörümüzde de hareketlenme başladı. Avrupa’nın önde gelen markaları daha önce sipariş verip almadıkları ürünleri yavaş yavaş talep etmeye başladılar. Bu yine de yılın ilk aylarındaki kayıplarını telafi etmekte yetersiz kalacaktır. Euro Bölgesi ekonomisi için bir küçülme öngörülmesi gayet yerinde. Söz konusu oranın en az yüzde 8 - 10 bandında gerçekleşmesi olası.”

“DÜNYA ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK”

 Türkiye ekonomisi krizlerle mücadeleye alışık bir ülke. Pandemi sonrası ekonomiyle alakalı herkes farklı şeyler söylüyor. Sizin öngörüleriniz nedir?

“Türkiye, üretmek ve ürettiğini ihraç etmek zorunda olan bir ülke. Çarkları yeniden hızlandırarak içinde bulunduğumuz bu kriz ortamından hızla çıkmamız gerekiyor. Hiçbir kriz ya da salgın sonsuza dek sürmez. Her şeyi geride bıraktığımızda hayatta kalabilmek ve bu süreci en az hasarla atlatabilmek adına yapılması gerekenleri gözden geçirmeliyiz. Ülke olarak önemli avantajlarımız olduğu ortada ancak bu olumlu yönlerimizi daha sürdürülebilir kılacak şekilde yarına hazırlık yapmamız gerektiğini daha iyi anladık.

Türkiye gibi ülkelerde ekonominin hızla ayağa kalkması için üretim ve istihdam dengesinin zarar görmemesi son derece önemli. Her şeyi durdurma şansımız yok çünkü geçmiş kriz deneyimlerine bakılırsa sonrasında yeniden hareket kazanmak daha zor olmakta. Bu süreçte hepimize büyük sorumluluklar düşüyor çünkü bu kriz sonrası dünya eskisi gibi olmayacak. Bu süreç bize doğa ile uyumlu yaşamayı ve sadece dünya için iyi olan sürdürülebilir üretim ve yaşam modeliyle yol almamız gerektiğini acı bir yolla hatırlattı. Öte yandan döngüsel ekonomi ve inovasyon kavramlarının daha da önem kazandığı yeni bir dönem bize göz kırpıyor, buna hazırlıklı olmamız gerek.

Bu süreçte her firma ya da işletme, güçlü ve zayıf yönlerini iyi analiz ederek, kriz sonrası kendi yol haritasını çıkarmaya odaklanmalı. Bunu yaparken de kamu kurum ve kuruluşları tarafından açıklanan uyarılara uymak ve gerekli hijyen önlemlerini de daha bir üst frekanstan almak durumundayız. Bundan sonraki süreçte olası bu tür salgınlara karşı daha hazırlıklı olacağımız bir döneme giriyoruz. Firmaların bu konuyla alakalı olarak oluşturduğu komite ve kriz ekipleri alarm durumunda olarak bu konudaki hassasiyetlerini üst seviyede tutacaklardır.”

“KRİZ HENÜZ BİTMEDİ”

Ekonomi yönetimi bu dönemde birçok yardım paketi açıkladı. Bunlardan yeterince faydalanabildiniz mi? Talepleriniz nelerdir?

“Bazı girdi kalemlerinden en azından bu yıl sonuna kadar tamamen vaz geçilmesi yönünde adımlar atılması, firmalara ve küçük işletmelere daha büyük nefes aldırırdı kuşkusuz ancak şu haliyle alınan önlemler de en azından kurum ve kuruluşların yaşamlarını idame ettirmeleri adına önemli katkılar sağlayacaktır.

Sıkı tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi ile toparlanma sürecine girileceğinin sinyalleri de gelmeye başladı diyebiliriz. Bununla birlikte devletimizin kısa çalışma ödeneğini 2-3 ay daha uzatmasının fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bu süreçte güzel bir 3 ay geçirdik ve kimse işçisini çıkarmadı. Ancak kriz henüz bitmiş değil. Devletimiz bu desteği bir süre daha devam ederse firmalar mevcut kapasitelerini koruma şansı bulurlar. Böyle olduğu takdirde Türkiye’nin çok büyük şansı olacaktır. Yılın son çeyreğinde ve 2021 yılı bu şartlarda sektörümüz adına iyi geçecektir diye düşünüyorum.

Pandemi sürecinin fırsata çevrilebileceği yönünde açıklamalar da var? Siz ne düşünüyorsunuz?

“Sektörümüz salgınla mücadelede üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor. Bugünlerde hayata geçirilmiş olan koruyucu tedbirleri kriz sonrasında da sürdürebilirsek, mevcut potansiyelimizi daha iyi değerlendirme şansı bulabiliriz. Söz konusu salgın, birçok alanda olduğu gibi bizim alanımızda da önemli ve köklü sayılabilecek değişikliklere yol açma potansiyeline sahip. Tekstil ve hazır giyim sektörü adına büyük bir pazar konumunda olan Çin, bu süreçte önemli bir kan kaybı yaşıyor. Türkiye ise bu süreçte en önemli seçenek olarak öne çıkmış durumda.

Son zamanlarda yeni modellerin bize geldiğini görüyoruz. Bu zamana kadar hiç yapmadığımız ürünlere, özellikle Çin’de üretilen ürünlere numune fiyatlamalar yapıyoruz. Burada görüyorum ki stratejik olarak başta Çin olmak üzer Uzak Doğu’dan alımlar kısılacak. Bu süreç gösterdi ki, özellikle aksesuarlarda neredeyse yüzde 70 oranında Çin’e bağlı kalınmış. Bu oranlar yavaş yavaş farklı ülkelere dönecek ve bence Türkiye bundan şanslı çıkacak. Avrupa’ya yakın olmamız sayesinde hızlı taleplere hızlı yanıt vermekteyiz. Toparlanma süreci sonrasında Türkiye için yeni fırsatlar gündeme gelebilir ve ülke ihracatı önemli oranda artabilir diyebiliriz. Bu açıdan baktığımızda ülkemizin bu süreçten kazanım elde ederek çıkacağını söylemek mümkün.”

Rekabet.net

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<