WhatsApp İhbar Hattı: 0533 406 91 16






Sinan Meydan; “Atatürk düşmanlığının iki temel kaynağı vardır; biri cehalet, diğeri ihanettir”

Cumhuriyet Bayramı’mızın 97’inci yılını kutluyoruz. Her geçen gün Cumhuriyet kazanımlarımızın ne kadar önemli olduğunu fark ettiğimiz şu zamanlarda Mustafa Kemal ve dava arkadaşlarına ne kadar teşekkür etsek az kalır! Onlara teşekkürümüzü ancak Cumhuriyeti yaşatarak, ilerleterek, üreterek, bilimle ve azimle çalışarak verebiliriz. Onlara teşekkürümüzü ancak sanayimizle, fabrikalarımızla, kadınlarımızın iş gücüne, sosyal hayata katılmasıyla verebiliriz.

Sinan Meydan; “Atatürk düşmanlığının iki temel kaynağı vardır; biri cehalet, diğeri ihanettir”
- A +

Özge Comba Alkış

Rekabet.net olarak bu önemli günde çok özel bir isimle buluşturuyoruz sizleri… Tarihçi/ Yazar Sinan Meydan çarpıcı açıklamalarıyla yerel medya özelinde ilk kez Rekabet.net’e konuştu.

Sorularımızı yanıtlayan Meydan, Cumhuriyet kazanımlarını ve ne yazık ki bu kazanımlara düşmanlığı bütün gerçekliği ile anlattı. Bunun yanı sıra Millî Mücadele döneminde Bursa neden önemliydi? Sorusuna yanıt verdi. Cumhuriyet sayesinde geleceğe umutla bakabildiğini söyleyen Meydan’ın gençlere de mesajları oldu.

İşte Meydan’ın ders niteliğindeki o açıklamaları;

“GEÇ KALMIŞ RÖNESANS”

Cumhuriyetin kazanımlarını elde etmemiş olsaydık günümüzde nasıl bir ülke olurduk?

“Cumhuriyet kazanımları sayesinde her bakımdan çağdaş bir ülke olduk. Çağdaşlaşabilmek için akla ve bilime göre hareket etmek, insanlığın ortak kültür ve uygarlık eserlerine yönelmek, siyaseti, ekonomiyi, hukuku, eğitimi, sosyal kültürel yapıyı buna göre değiştirip yenilemek gerekiyordu. Türkiye Cumhuriyeti İslam dünyasında ilk kez bu değişimi gerçekleştirdi. Böylece dinsel hukuk yerine laik hukuk, dinsel eğitim yerine laik eğitim kabul edildi. Saltanat ve hilafetin kaldırılıp Cumhuriyetin ilanı, dinsel kaynaklı egemenliğin yerini dünyevi milli egemenlik aldı böylece siyasi yapı laikleştirildi. Bu kazanımlar sayesinde Türkiye adeta geç kalmış Rönesans’ını gerçekleştirmek istedi. Cumhuriyet kazanımları Türkiye’yi adeta bir çağdan başka çağa taşıdı. Batının 400 yılda kat ettiği mesafeyi 15-20 yılda kat etmek istedik. Haliyle bu çok kolay değildi, ancak çok ciddi başarılar elde ettik. Eğer bu büyük değişim olmasaydı Türkiye bugün kadın haklarının gasp edildiği herhangi bir Arap İslam ülkesinden çok da farklı olmazdı.”

“TÜM MAZLUMLARIN KURTULUŞ REÇETESİ”

Atatürk’ü dünya lideri yapan en önemli özelliği sizce neydi?

“Toplumsal sorunlara karşı ortaya koyduğu çözüm önerilerinin sadece Türkiye için değil dünyadaki tüm ezilen, sömürülen ülkeler için kurtuluş reçetesi olması Atatürk'ü dünya lideri yapar. Şöyle ki, Atatürk’ün emperyalizme karşı tam bağımsızlık, saraya sultana karşı ulusal egemenlik, geri kalmışlığa karşı akıl ve bilimle, çağdaş uygarlık ve paylaşım savaşlarına karşı yurtta ve dünyada barış ilkesi sadece Türkiye'nin değil tüm mazlum milletlerin kurtuluş reçetesidir.”

“SİNE-İ MİLLETE DÖNDÜ”

Atatürk Cumhuriyete giden yolda Türk milletiyle arasındaki bağı nasıl kurdu?

“Atatürk hanedana veya ayrıcalıklı kesimlerine mensup değildi; halkın içinden çıkmış sıradan bir halk çocuğuydu. Halkın içinden gelen Atatürk'ün halka bağ kurması hiç zor olmadı. Halkla zaten doğal bir bağı vardı. O bu bağı daha sonra daha da güçlendirdi. Cephelerde, savaş meydanlarında halk çocuklarıyla Mehmetçikle kurduğu sıkı bağ onu milletle daha da içli dışlı yaptı. Millî Mücadele başlarında resmi görevi bırakıp askerlikten istifa edip kendi ifadesiyle sine-i millete dönüp milletle birlikte bir ferdi mücahit gibi mücadeleye atıldığında, milletin özgürlüğü ve bağımsızlığı için her şeyi göze aldığı için milletle olan bağı daha da güçlendi. Atatürk, Cumhuriyete giden yolda milli iradeyi hayata geçirdi. Bunun için TBMM'yi açtı. Milletin iradesini her şeyin üstünde tutması onun milletle olan bağının daha da güçlenmesini sağladı. Bu bağ sayesinde önce vatanı kurtarabildik, sonra bağımsız bir devlet kurabildik.”

 “BURSA’NIN KURTULUŞU TÜM ÜLKENİN KURTULUŞUYDU”

Bursa’nın işgali sırasında TBMM kürsüsüne siyah örtü konulması ne anlama geliyordu? Atatürk için Bursa’nın ayrı bir önemi var mıydı?

“Bursa, Türkler için çok önemli bir şehirdi. Çünkü hem Osmanlıya başkentlik etmiş hem de içinde Türk İslam kültürü için önemli mabetler bulunuyordu. Bursa’nın işgali Türk milleti üzerinde büyük bir travma yarattı. Bu nedenle meclis kürsüsüne siyah bir örtü (puşidei siyah) örtüldü. Bursa'nın işgali sonrası TBMM kürsüsüne örtülen o siyah örtü sadece Bursa'nın işgalini değil, Türkiye'nin üstüne çöken işgal karanlığını simgeliyordu. Büyük Taarruz sonrasında Türk orduları Bursa'ya doğru yürürken meclis kürsüsündeki o siyah örtü kaldırıldı. TBMM kürsüsündeki o siyah örtünün kaldırılması sadece Bursa'nın değil tüm ülkenin kurtulduğunu gösteriyordu.”

 “CEHALET VE İHANET”

Yaşananlar ve ülke olarak kazanımlarımız ortadayken Atatürk karşıtlığının hala olmasını neyle ilişkilendiriyorsunuz?

“Türkiye'de gerçekten aklı başında bir yurtseverin Atatürk'e düşman olması olanaksızdır. Atatürk düşmanlığının iki temel kaynağı vardır; biri cehalet, diğeri ihanettir.”

“GENÇLER VE ATATÜRK”

Günümüzde gençlerin Atatürk’e ve Cumhuriyet’e bakış açısında gözlemleriniz nelerdir?

“Gençlerin bir bölümü maalesef Atatürk'ü tanımıyor veya yanlış tanıyor. Buna karşın gençlerin daha büyük bir bölümü Atatürk'ü iyi tanıyor, biliyor ve çok seviyor; hatta ondan ilham alıyor.”

“GELECEĞE UMUTLA BAKABİLİYORUZ”

Cumhuriyetimiz 100’üncü yılına doğru giderken ilk günden bugüne neler değişti?

“Çok şey değişti. Cumhuriyet bizi bir çağdan başka bir çağın kapısına kadar getirdi. Her şeyden önce dünyada ilk kez bir İslam ülkesi olarak laik bir dünya görüşüne sahip olduk; hayatımızda aklın ve bilimin gücüne daha fazla yer verdik. Daha uygar bir yaşam sürmeye başladık; sanatla, kültürle daha çok ilgilenmeye başladık. Kadınlarımız her alanda erkeklerle yarışır duruma geldi. En önemlisi de kuldan millet, ümmetten ulus haline geldik. Kendi aklımızla düşünüp hareket etmeye başladık. Cumhuriyet sayesinde geleceğe hala umutla bakabiliyoruz.”

 “GENÇLER CUMHURİYETİ TAMAMLAMALI”

Özellikle gençlere vermek istediğiniz mesajı birkaç cümle ile alabilir miyiz?

Atatürk Cumhuriyeti gençlere emanet etti. Gençlerin bu emanete sahip çıkmaları yaşamsal bir zorunluluktur. Gençlerimiz sadece cumhuriyete sahip çıkmakla kalmamalı, cumhuriyeti tamamlamalı, böylece Türkiye'yi Atatürk'ün istediği gibi muasır medeniyetler düzeyine hatta o düzeyin de üzerine çıkarmalılar. “

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<