Pandemi Sürecinin Elektrik Faturalarına Etkisi


“Son kaynak tedarik tarifesi” ne neden ihtiyaç duyulmuştur. Bu sorunun cevabı için bahsi geçen bu tarifenin hayata geçirilmesinden önceki 3-5 yıllık süreçte ülkemizdeki elektrik piyasasındaki gelişmelere göz atmak lazım.



Hepimizin ilk defa deneyimlediği pandemi süreci hayatımızın her detayını etkilemeye devam ediyor. Dünyaca hazırlıksız yakalandığımız bu salgın, hayatın normal akışında hiç dikkat etmediğimiz aksaklık, eksiklik ve absürt uygulamaların varlığını gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Bu bağlamda salgının üretimlerini olumsuz etkilediği sanayicilerin, azalan elektrik tüketimlerine karşın kullandığı elektriğin fiyatının artması olayı buna örnek olarak verilebilir.

Bu konuda sanayicilerin haklı şikayetlerini basından takip etmekteyiz. Ancak konuyu ete kemiğe büründürerek açıklığa kavuşturmanın hem sorunun nedenini tespit etmek hem de piyasada bilinen bazı yanlış algılamaların giderilmesi adına faydalı olacağına inanıyorum.

Bilindiği üzere Sanayi tüketicisi 1 Nisan 2018 tarihine kadar EPDK’nın yayınladığı “sanayi tarifesi” üzerinden elektrik tüketirken, bu tarih sonrası yine EPDK tarafından belirli tüketimin üzerinde elektrik tüketen bu gruba “son kaynak tedarik tarifesi” adıyla yeni bir tarifeyle tedarikçiden elektrik alımı uygulamasına başlanmıştır. Bu tarifeye göre tedarikçinin ana maliyet kalemleri olan EPİAŞ tarafından işletilen elektrik piyasasında saatlik belirlenen PTF (Piyasa Takas Fiyatı) ve YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) maliyetlerinin toplamı ve tedarikçi ile tüketicinin anlaştığı komisyon oranı ile sanayicinin faturasındaki elektrik birim bedeli belirlenmeye başlanmıştır. Tabidir bu bedelin üzerine diğer faturalarda olduğu gibi, iletim bedeli, dağıtım bedeli, fonlar, paylar ve vergiler de eklenmektedir. Bu uygulama sonrası sanayicinin tükettiği elektriğin maliyeti yukarıda açıklanan denklemin değişkenlikleri sebebiyle aylık değişimler gösterse, sanayici içinde bulunduğu aya ait elektriğin maliyetini tam olarak bilemese de aslında yine EPDK’nın yayınladığı normal “sanayi tarifesi”ne göre yaklaşık % 20 mertebesinde daha uygun fiyata elektrik kullanabilmiştir.

Peki bu “son kaynak tedarik tarifesi” ne neden ihtiyaç duyulmuştur. Bu sorunun cevabı için bahsi geçen bu tarifenin hayata geçirilmesinden önceki 3-5 yıllık süreçte ülkemizdeki elektrik piyasasındaki gelişmelere göz atmak lazım. O dönemde her abone grubunun olduğu gibi sanayiciler için de EPDK tarafından belirlenmiş ulusal tarife fiyatları vardı. Tedarikçiler bu tarife fiyatları üzerinden rakipleri ile rekabet etmek suretiyle müşterilerine sundukları indirim oranları üzerinden elektrik satışı yaparken de kendisi üzerinde bulunan, hem PTF hem de YEKDEM maliyetlerinin de içinde olduğu birçok değişkeni yönetmeye çalışıyordu. Bu değişkenlerin tedarikçilerin kontrolünde olmaması, doğalgaz kısıtları ve döviz kurlarındaki beklenmedik yükselmeler sebebiyle tedarikçinin aylık maliyeti, müşterisiyle bir yıl öncesinden yaptığı tarife fiyatının üzerine çıkması sebebiyle, kanunen müşterilerine elektrik tedarik etmekle yükümlü olan görevli tedarik şirketler haricindeki tüm tedarikçilerin piyasadan çekilmelerine yol açmıştı. Böylece sanayici o günün şartlarında EPDK’nın belirlediği tarife fiyatı ile sadece görevli tedarik şirketlerinden enerji alabilir hale gelmişti ve bu tedarik şekli bu görevli tedarik şirketlerine de kayıp yaşatmaya başlamıştı. Bu noktada “son kaynak tedarik tarifesi” hazırlanarak, tüketim miktarının yüksekliği sebebiyle büyük risk taşıyan bu abone grubuna enerji satışı işindeki tedarikçiler üzerinde kalmış olan riskler ortadan kaldırılmış ve bu şekilde piyasadan çekilmiş olan diğer tedarik firmalarının da sanayiciye risksiz bir şekilde enerji verebilmesinin önü açılarak bu alanda bir rekabet yaratılması mümkün olmuştur.

Sanayicinin elektrik faturasındaki aktif elektrik birim bedelinin kalemleri olan PTF ve YEKDEM birim bedellerinin 2020 yılı dağılımına bakarsak, pandemi kaynaklı büyük değişimler görmekteyiz. Örneğin EPİAŞ (Enerji Piyasaları İşletme A.Ş.) verilerine göre Ocak ve Şubat ayları için elektriğin asıl bedeli olan PTF aritmetik ortalaması 310 TL/MWh iken YEKDEM birim maliyet ortalaması yaklaşık 70 TL/MWh oluşmuştur. Sanayici yük profiline göre oluşan saatlik elektrik fiyatı + YEKDEM + Komisyon oranı formülüne göre faturasına elektrik birim bedelinin yansıdığını görmüştür. Ancak pandeminin etkisini iyice hissettirdiği Nisan 2020’de PTF aritmetik ortalaması 183 TL/MWh olarak yarıya yakın bir düşüş yaşanmışken, YEKDEM birim bedeli 233 TL/MWh gibi yaklaşık üç katından daha fazla bir artış olmuştur. Sanayicinin isyanı burada başlıyor. Faturasına elektriğin sadece kendi bedeli yansısaydı, elektrik faturasındaki tutar neredeyse yarıya inmiş olacak iken, YEKDEM de bu ön görülemez muazzam artış sebebiyle sadece elektriğin birim bedelinde dahi ciddi artış olduğu gözlemlenmektedir. YEKDEM kalemindeki bu artış EPDK nın YEKDEM tahminlerini revize etmesine de sebep olmuştur. Bilindiği üzere elektrik faturalamada ilgili ay için EPDK’nın tahmin değeri kullanılıyor ve bir sonraki ay ise ilgili ay için ortaya çıkan gerçek YEKDEM maliyeti ile arasındaki fark bedeli faturaya yansıtılmaktadır. Bu hızlı yükseliş sebebiyle önceki aydan kaynaklı fark bedelleri de fatura tutarını artırmıştır. Henüz ilk versiyonu açıklanan Mayıs ayının YEKDEM birim bedeli 230,66 TL/MWh olmuş ve yine Mayıs ayı PTF aritmetik ortalama birim bedeli 204,21 TL/MWh olarak ortaya çıkmıştır. Bu rakamlara göre Sanayicinin Mayıs ayı birim elektrik bedeli Nisan ayına kıyasla bir miktar daha artmış, yine Nisan ayında olduğu gibi Mayıs ayında da YEKDEM birim bedeli, PTF birim bedelini yine geçmiştir.

Tek artış kalemi de bu değildir. Örneğin OSB de bulunan tüketicinin “sistem kullanım bedeli”nin birim maliyeti de artmıştır. TEİAŞ ile OSB müdürlüklerinin yaptığı anlaşma ile aylık olarak OSB Bölge Müdürlükleri kurulu gücü üzerinden sabit bedel ve katılımcıların tükettiği enerji miktarı üzerinden ise değişken bedel içeren “sistem kullanım bedeli” ni TEİAŞ’a öderken, bu toplam bedeli tüm katılımcılarına çektikleri enerji miktarı oranıyla pay etmektedir. Pandemi sürecinde TEİAŞ’a ödenen değişken bedel tüketimin azalmasıyla düşmüş olsa da kurulu güç üzerinden revizyon yapılamaması sebebiyle aynı sabit bedel önceki aylarda olduğu tutar olarak ödenmek durumunda kalınmıştır. OSB nin bu bedeli pay edeceği katılımcı elektrik tüketim değerlerinin yaklaşık yarıya indiği dikkate alındığında bu kalemde de birim maliyet artışı yaşanmıştır. TEİAŞ’ın almış olduğu Sistem Kullanım Bedelleri hem üreticiden hem de tüketiciden alınmakta olup sabit ve değişken birim bedelleri üzerinden hesaplanmaktadır. Aslında 01.05.2016 tarihi sonrasında bu tarife yapısına geçilmiş olup, bunun öncesinde sadece kurulu güç üzerinden yani sabit tutarlı aylık ödemeler alınmakta idi. Eğer bu pandemi süreci Mayıs 2016 öncesi yaşanmış olsaydı ve TEİAŞ ın sistem kullanım tutarı bütçesi aynı tutulmuş olsa idi, bu kaleme ait sanayicinin faturasındaki birim bedel artışı daha fazla olacağı kesindir. 2016 yılında bu değişiklik yapılır iken üretici ve tüketicilerin ödemelerinin sisteme verdikleri yada çektikleri enerji miktarı üzerinden değişken kalem olarak uygulanması gerektiğini savunmuştuk. Sistemi kullandığın miktarca ödeyeceğin bu bedel ancak bu yolla daha adil ve adına uygun bir metod olacaktı. Savlarımızın doğruluğu elektrik sisteminde de ciddi değişimler yaşatan pandemi sürecinde ispatlanmış oldu. Bundan sonrası için TEİAŞ’ın sistem kullanım bedelinin tamamını değişken bedel olarak tahsil etmesi uygun olacaktır. İlla sabit bedel kullanımı da gerekecekse, üretici ve tüketicilerin anlaşmalardaki değerlerine göre belirlenen ve sık değişimine izin verilmeyen anlaşma güçlerine göre değil, üretici ve tüketicinin sisteme bağlı olan elektrik sayaçlarında kayıt edilen ilgili aya ait demand değerlerinin esas alınacağı bu sistem oluşturmak daha adil bir yaklaşım olacaktır. Çünkü artık saatlik verilerin kayıt edildiği elektronik sayaçlarda bu hesaplamalar kolayca yapılabilir.

Sanayicinin faturasının şişmesinde önemli pay olan YEKDEM, ciddi tepkileri üzerinde çekmiştir. Ancak burada piyasada bazı yanlış bilinen konuların düzeltilmesi gereklidir. YEKDEM, 2005 yılından beri uygulanan bir destekleme mekanizması olup, ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarına taahhüt edilen döviz bazlı teşvik fiyatları üzerinden enerji alımının gider olarak hesaplandığı, aynı zamanda üretilen bu yenilenebilir enerji üretiminin gerçek spot piyasada oluşan saatlik fiyatlara göre tahakkuk edilen tutarın gelir olarak hesaplandığı ve sonrasında bu gelir ve gider farkının ülke çapında tüketilen enerji miktarına bölünmek suretiyle pay edildiği bir mekanizmadır. Bu yönüyle sadece sanayiciye değil tüm tüketicilere uygulanmaktadır. Tüm tarife gruplarında uygulanan bu birim bedel tedarikçiler vasıtasıyla tüketicinden tahsil edilmektedir. Ancak “son kaynak tedarik tarifesi” haricindeki diğer tarifelerde elektrik birim fiyatı EPDK tarafından belirlenen 3 aylık dönemlerde sabitlendiğinden dolayı fark edilmemektedir. Ancak bilinmelidir ki yenilenebilir enerji kaynaklarının yarattığı piyasadaki tüm maliyetler tüm tüketiciler tarafından karşılanmaktadır.

Sanayicinin kullandığı elektriğin 01.04.2018 tarihi sonrasında tabii olduğu “son kaynak tedarik” tarifesindeki birim bedelini belirleyen YEKDEM bedelini hesaplamalarda kullanılmasından ötürü sadece kendisine uygulandığını düşünmesi yanlıştır. Bu konu aslında yakın zamana kadar meşhur olan “kayıp-kaçak” bedeli üzerinden yaşanan büyük tartışmaları çağrıştırmaktadır. Öteden beri var olan kayıp ve kaçak bedelleri de bir şekilde tüm tüketiciler tarafından karşılanmaktadır. Hatırlanacağı üzere 2016 yılı öncesinde bu bedeller elektrik faturalarında ayrı kalem olarak gösterildiğinde ortalık ayağa kalkmış, tüketiciler kendi kabahati sebebiyle oluşmamış bu bedelleri ödemek istememiş ve bu konuda sayısız davalar açılmıştır. 2016 yılında yapılan yeni düzenlemeyle faturalamada bu kalemler yer almamış ve sorun ortadan kalkmıştır. Ancak bu bedellerin tahsil edilmesi gerekliliği ortadan kalkmadığı için TEİAŞ’ın sistem kullanım bedelleri bütçesinden ve dağıtım bedeli üzerinden tüketiciden alınan bu bedellerde ciddi artışlar yaşanmıştır. Mevcut uygulamalarda da bu esaslar üzerinden devam etmektedir.

Pandeminin elektrik piyasasına getirdiği bu değişik tablonun üzerinde düşünülerek, bazı dersler de çıkarılmak suretiyle bir takım güncellemelerin yapılması şarttır. Yeni normalleşme süreci sonrasında sanayicinin artan üretim rakamlarıyla orantılı olarak tükettiği enerji miktarının da artmasıyla, döviz kurlarında da büyük değişim yaşanmaz ise pandemi öncesi piyasa değerlerine dönülmesi kaçınılmazdır. Ancak elektrik piyasasındaki mevcut uygulamaların sanayici aleyhine olan yanlarının tekrar gözden geçirilerek gerekli düzenlemelerin yapılması, yarınlarımıza daha güvenle bakmamıza yardımcı olacaktır.

Şahin Cengiz

<