Koronavirüs dönemi ekonomi ve sektörler inceleme


Dijital çağın bu zamana kadar en etkin olduğu dönemde yaşıyoruz. COVID-19 salgını öncesi günlerde dijitalleşmeyle bütünleşmeyi başaran gerek gerçek, gerek tüzel kişiler bugün şüphesiz fırsatı ellerine geçirmiş görünüyorlar.



Daha önceki yazımda koronavirüsün sosyal yaşam üzerindeki etkileri ve yeni normalin nerelerde nasıl yayıldığıyla ilgili fikirlerimden bahsetmiştim. Konunun incelediğimiz noktalarda havada kalmaması ve bazı şeyleri daha net anlayabilmemiz adına özel olarak ekonomik gelişmelere ve sektörel değişimlere göz atmamız gerektiğini düşünüyorum.

Dijital çağın bu zamana kadar en etkin olduğu dönemde yaşıyoruz ve her geçen gün bir diğerini egale ediyor bu konuda. İnsanların teknolojiyi hayatlarına bir puzzle parçası gibi dahil ettikleri süreç de gittikçe hızlanıyor, sorunlara çözümler de bu yoldan ilerliyor. İş hayatındaki aksaklıkların giderilmesi için yapılan online toplantılar, eğitimler, alışverişler ve sayamayacağımız kadar çok şey… Bundan birkaç ay önce bunlara mecbur olmak hiçbirimizin aklına gelmezdi. Fakat COVID-19 salgını öncesi günlerde dijitalleşmeyle bütünleşmeyi başaran gerek gerçek, gerek tüzel kişiler bugün şüphesiz fırsatı ellerine geçirmiş görünüyorlar. Bu süreçte e-ticaretin sektör hakimiyetine hepimiz şahit olduk. Çoğu sektörden firmalar ayakta durmak için çırpınırken online süpermarket alışveriş markası istegelsin faaliyet ağını büyütüyor ve Bodrum’da hizmet vermeye başlıyor. Yine online alışveriş markası olan Getir bayilik genişletmeye gidiyor. Firmalar işçi çıkarma, ücretsiz izin verme veya kapanma gerçekleriyle yüz yüze gelirken bu markalar istihdam sağlamaya hızla devam ediyor. Örnekler kesinlikle çoğaltılabilir. Düşüş trendine mecburen giren bazı sektörlerde farklı uygulamalar deneyecek ve çıkar yol bulmaya çalışacak. Yapılacak, denenecek farklı uygulamalar insanları rahatlatıp çekecek mi yoksa aksine ürkütüp uzaklaştıracak mı?

Daha ulaşımla ilgili bazı konulara değindim ama şimdi başka bir açıdan olayı ele alalım. Uçak biletiniz var ve havalimanına gittiniz. Yoğun önlemler, ateşinizi ölçenler, maske dağıtanlar... Hatta belki belli bir süre sonra dezenfektan kabinleri iyice yayılacak, ultraviyole ışınları kullanarak bazı önlemler alınacak, bunlar sadece sürece bakılarak yürütülen tahminler. Bu kadar riske ve zahmete girmek istemeyen bir sürü insan seyahatlerini erteleyecek veya iptal edecek. Dijital platformlardan işler yürütülmeye devam edilecek. Dolayısıyla hem ulaşım sektöründe aksaklıklar hem de online mecralarda yoğunlaşma meydana gelecek. Hepsine süreç içerisinde şahit olup sonuçlarını göreceğiz.

Geçen yazıda ulaşım ve eğitimle ilgili değişimlerin ekonomik etkilerinin de kaçınılmaz olacağından bahsetmiştik. Eğitim konusunda yapılabilecek yenilikler istihdam oluşturabilirken bir yandan belli maliyetleri yanında getirebilir. Bunun yanında özel eğitim ve konaklama kurumlarına veliler bu belirsizlikte yanaşacaklar mı, onların durumları ne olacak, birkaç ay içerisinde göreceğiz. Ulaşım konusunda basit olarak yalnızca koltuk düzenlerinin değişmesi durumunda firmaların yolcu başına böldüğü yakıt maliyeti bile yolcu sayısı azalacağı için muhakkak bilet fiyatlarına yansıtılacaktır. Bunun dışında değişecek muhtemel havalandırma sistemleri, dezenfekte işlemleri ve bunun gibi birçok faktör fiyat değişimlerine etki edecek.

Kısıtlı örneklerle de olsa sektörlerin nasıl birer girdaba girdiklerini gördük. Genel olarak devletlerin ekonomik açıdan durumlarına değinecek olursak 2020 yılı özelinde salgın sürecinin devamının devletler için zorlu olacağını hepimiz tahmin edebiliyoruz. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan BM ekonomik beklenti raporu da bunu kanıtlıyor aslında. Bahsi geçen rapordaki beklenti küresel ekonominin COVID-19 nedeniyle bu yıl %3,2 daralacağı yönünde. Ülkelerin büyüme beklentileri düşüyor, işsizlik oranları artıyor ve artmaya devam edeceği söyleniyor. Bu anlamda zorlu bir süreç yaşanacağı ve ufukta finansal krizlerin göründüğünü söylemek yanlış olmaz.

Genel olarak baktığımızda COVID-19 salgın süreci ve devamı hem dünyada hem ülkemizde uzun ve zorlu bir zaman dilimi olacak. Bu kriz dönemi bir şekilde atlatılacak, insanlar yeni alışkanlıklarla, yeni önlemlerle hayatlarına kaldıkları yerden "normal" bir şekilde devam edecek. Herkesin gözü önünde olan örneklerden gördüğümüz gibi sektörlerin önem sırasında bir değişim olabilir. Bununla birlikte bu değişimi faaliyetlerine entegre etmek için takip eden ülkeler, ülke içerisinde de fırsatı iyi değerlendirenler genel düzenden paylarına düşeni alacaklar. Açıkçası her yanımız fırsat dolu ve bu fırsatları mutlaka birileri değerlendirecek. Ülkemizin bu dönemden en az hasarı almış şekilde çıkmasını ve genel düzendeki payımızı arttırarak gelişim sağlamasını umuyoruz.

Gençler olarak bu dönemde krizi fırsata çevirebileceğimiz yollarla hem kendimiz hem ülkemiz adına büyük bir değer sağlayabiliriz. Kriz dönemlerini fırsata çeviren birçok örneğin olduğunu dolayısıyla küresel çaplı değişimlerin yaşandığı salgın sürecinde yine sayısız fırsatın doğduğunu unutmamalıyız.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dönemin bazı karanlık noktalarında bize ışık olacak güzel bir cümlesiyle bu yazıyı bitirmek istiyorum. "Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız."

<