Kişiye özel beslenme nedir?


Epigenetik, metabolomik ve mikobiyom genetiği alanındaki ilerlemeler, kişiye özel beslenmenin bilimsel temellerini oluşturur.



Yıllarca sağlıklı beslenmenin bireysel ayrıcalıklarla birlikte irdelenmesi gerektiğini söyleyip durdum. Ama iş artık çok farklı boyutlara taşındı. Genler üzerine yapılan çalışmalar DNA'nın çözümlenmesi, moleküler beslenmenin önemi yeni ufuklar açıyor.

Bu yazımda biraz fazlaca tıbbi terminoloji kullanmak zorunda kaldım. Açıklamalarını yapmaya çalışsam bile hepimiz önümüzdeki zamanlarda bu kelimelerle çok sık karşılaşacağız.

Epigenetik, metabolomik ve mikobiyom genetiği alanındaki ilerlemeler, kişiye özel beslenmenin bilimsel temellerini oluşturur.

Genetik alanındaki gelişmeler, sağlıklı yaşamın anahtarının, seçimlerimize bağlı olarak oluşturulabileceği gerçeğini ortaya koydu. Bireysel beslenme uygulamalarının gelişmesindeki en önemli olgu, "epigenetik" biliminin gelişmesi ile ilişkili. Epigenetik ile genetik farklılıklardan öte, genlerin ekspresyonunun metabolizmada ortaya koyduğu değişiklikleri saptanması önem kazandı. Gen ekspresyonu, DNA dizisi olan genlerin, fonksiyonel protein yapılarına dönüşmesi süreci için kullanılan bir terimdir. Epigenetik içinde yer alan nutragenomik ise besin öğeleri ve biyoaktif maddelerin gen ekspresyonu üzerindeki etkilerini inceliyor. Biraz karışık gibi görünse de temel olay bu açıklamalarda gizli.

İnsanların genetik materyali %99 oranında birbiri ile aynıdır. Ancak genler esnek ve değişken bir yapıya sahiptir. TNP (Tek Nükleotid Polimorfizmi) bu farklılaşmayı gösterir. Bireyler arasındaki farklılıkların temelinde bu TPN faktörü vardır ve metabolizmadaki birçok süreci etkiler.

Genomik çalışmalar, biyokimyasal süreçte TPN'lerin sayısına bakar ve vücuttaki fizyolojik süreçler üzerine etkisini inceler. Bu yolla genlerin davranış biçiminin gıdalar yoluyla etkilenebileceği varsayımı üzerinde çalışılır.

Epigenetik çalışmalar başka bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Hastalar ve/veya tüketiciler kendi kendini yönetebilme sürecini başlattı. Çünkü genlerin işleyişine katkı koyabilecek bireyler; beslenme alışkanlıklarını yönetebilecek bilgi birikimine sahip olmalıdırlar. Bu temele sahip olmaları ile sağlığını koruyabilecek veya hastalığını sağaltabilecek. Bu yeterliliğe sahip olmak için konusunu iyi bilen beslenme ve diyet uzmanlarından yardım almak gerekir. Amerika Birleşik Devletlerinde Diyetisyen yetiştiren okullar artık bu eğitimi veriyorlar.

Araştırmacılar, sağlık konusunda gerekli bilgi ve donanıma sahip tüketiciler ve ileri görüşlü bireylerin, kişiye özel beslenme alışkanlıklarının gelişmesi için çalışmalar yapmaya başladılar. Buna sağlık devrimi diyorlar. İlaç ve hastane giderlerini en aza indirme çalışmaları da bu kapsamda. Çünkü dünya yataklı tedavi kurumlarına ayırdığı bütçeleri gözden geçiriyor. Büyük ve hantal hastanelerden kaçınıyor. Teknolojik ve dijital devrim yeni ufuklar açıyor. Akıllı telefonlar gibi hasta takip monitörleri yaratmaya başladılar bile.

Epigenetik ve nutrigenetik dışında mikrobiyom kavramına da açıklık getirmeliyiz.

İnsan vücudunda bağırsaklarda yaşayan mikroorganizmaların genel adı diyebiliriz. Geçmişte buna barsak mikroflorası deniliyordu. Vücutta bağırsaklarda yaşanan sindirim ve emilim süreci sonucu ortaya çıkan kimyasalları inceleyen metabolomik ve biyoenformatik alandaki gelişmeler, kişiye özel beslenmenin önemini ortaya çıkarıyor.

Mikrobiyom üzerinde yapılan araştırmalar, bağırsaklarda bizimle ortak yaşayan canlıların sağlığının insan sağlığı ile yakından ilişkisi olduğunu gösteriyor. Obezite, Tip2 Diyabet, glikoz intoleransı, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, insülin direnci, gibi pek çok sağlık sorunu ile ilişkilendiriliyor.

İnsanlar üzerinde yapılan deneyler her bireyin mikrobiyomunun %80'in kendine özel olduğu saptanmış. Temel mikroorganizmalar farklı olabilir ancak mikrobiyom tarafından yürütülen temel faaliyetler birbirinin benzeri olduğu görülüyor. Bu bağlamda, bağırsaklarımızda bulunan ve simbiyotik olarak yaşadığımız bu canlılarla özel bir beslenme programlanmasının gereği gündeme geliyor.

Metabolomik, besin bileşenlerinin vücutta etkilerini detaylı ve hassasiyetle ortaya koyan bir bilim yolu. Vücuttaki kimyasal süreci ve kimyasalları inceleyen metabolomik bilimi, deneklerde biyomarkırlara bakarak, bireylerin beslenme durumunu daha somut ve detaylı olarak saptayabiliyor. Geçmişte 30 kadar belirtece bakılabilirken bugün tanımlanmış 800 biyomarkırdan 300 kadarı test edilebiliyor. Gelecekte tanımlanan metabolit sayısının yüz binin üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.

Moleküler beslenme yepyeni yollar açarak geliyor. Yeni çalışmalar bu alanda. Besinlerin moleküler bileşimi belirleniyor ve bireylerin beslenme alışkanlıklarının vücut üzerindeki etkileri daha kesin şekilde belirlenebiliyor.

Kişiye özel beslenmeden anladıklarımız bunlar ve bilimsel çalışmalar ağırlıklı olarak bu yönde yapılıyor. Bizim ülkemizde de bu tür çalışmaların hızla yapılmasını teşvik edip, geliştirilmesine katkı sağlanması gerekir diye düşünüyorum.

Dr. Öğr. Üyesi Ş. Esin Göksu ŞEKER

<