Doğa İçin Tehlike Çanları Çok Ciddi Çalıyor.


22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü ve bizde durum nedir?



Bu başlığın bana uyarısı ile yazmaya çalışacağım.

22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü ve bizde durum nedir?

Tüm canlıların birlikte yaşamak zorunda olduğunu biliyoruz, doğanın en temel öğelerinden biyolojik çeşitliliğin insanlar nedeniyle tehlike altında olduğunu da biliyor muyuz?

Dünya'da artan nüfus ve kontrol edilemeyen tüketim tutkusunun yarattığı baskı, tüm canlı varlıkların ve yaşam ortamlarının yok olmasına neden olmakta. Yaşayacak başka bir gezegen yok ve bu gezegende tüm canlılar hep beraber yaşamak zorundayız. Doğanın gelecek kuşaklara bırakılacak bir miras olduğunu unutmamak gerekir.

Türkiye coğrafi konumu ve değişik ekolojik yapısı nedeniyle dünyanın en önemli gen ve orijin merkezlerinden birisidir. Ülkemizde yapılan çalışmalar ile biyolojik çeşitlilik haritası yapılmaya çalışılıyor, geç kalınmış olmakla beraber yine de iyi bir girişim. Oysa Amerika başta olmak üzere pek çok batılı ülkede endemik bitkiler ve canlılar çok değerli ve hepsi saptanmış, kodlanmış ve ülke dışına çıkarılmaları yasak. Ülkelerine de türleri bozabilecek tohum ve yabancı bitkileri almıyorlar.

Türkiye'nin sahip olduğu flora ve fauna türlerine ait şu andaki durum, literatür çalışmaları, arazi çalışmaları yapılarak biyolojik çeşitlilik envanteri ortaya çıkarılma çalışmaları gecikmeli de olsa sürdürülüyor.

Ülkemizde karasal alanların %75’i insanlar tarafından önemli ölçüde değiştirilmiş. Yapılan oto yollar, tüneller, konut inşaatları, hava alanları örnek olarak sayılabilir. Bu yanlış yapılanma ile doğa doğallığını kaybetti.

Deniz alanlarının %60’ın dan fazlası yoğun insan etkisi ile zarar görmüş durumda. Denizlere akıtılan sanayi ve ev atkıları bunların en başında sayılabilir. Yanlış avlanma ve kullanılan teknikler deniz canlı türlerinin pek çoğunu yok etmiş.

Sulak alanların % 85’i de kaybedilmiş. Yanlış sulama teknikleri ve kanalları sulak alanları kurutmuş ve bitki, hayvan yaşam alanları yok edilmiş. Orta Anadolu'nun incisi Tuz gölü dahi niteliğini kaybetme tehlikesi altında.

Küresel ölçekte orman kaybının hızı azalmış gibi görünse de biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu tropik ormanlardaki kayıp hala hızla devam ediyor.

Türkiye’de de küresel ölçekte tehlike altında olan tür sayısı son 10 yılda dört katına çıkarak 400’e ulaştığı verilerle saptanmış.

Dünya'da ve ülkemizdeki biyolojik çeşitlilik kaybı, bir anlamda, çocukluğumuzda yaşadığımız yerin doğal çevresinde var olan kuşlar, memeli hayvanlar ya da balıkların yaşamımızdan uzaklaştığı anlamına geliyor. Yaşamımız daha fakirleşiyor, doğal hayata bıraktığımız alan daralıyor. İnsanoğlunun aşırı tüketim tutkusu, habitat kaybı, çevre kirliliğinin yanı sıra iklim değişikliği de önemli bir etkiye sahip. Canlıların, yiyecek bulma olanakları azalıyor, üreme süreçleri bozuluyor, hastalıklar artıyor. Bu değişiklikler yok oluşu artırıyor.

Çözüm ne olabilir?

Dünyanın sürdürülebilir geleceği için daha samimi, gerçekçi, işbirlikçi, etkin çaba gerekiyor.

Dr. Öğr. Üyesi Ş. Esin Göksu ŞEKER

<