2020 yılına girerken ülkemizdeki elektrik enerjisi piyasası görünümü


Yenilenebilir enerji kaynaklarının (rüzgar, su, güneş vb.) payı her gün artarken, özellikle doğalgaz kaynaklı elektrik üretiminde gerilemeler dikkat çekmektedir.



Zor geçen bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Ülkemizdeki üretim rakamlarının 2019 yılında yeterince büyüyememesinin etkisi, elektrik üretimi ve tüketimi rakamlarına yansımıştır. 2018 yılının ilk 11 ayında ülkemizde üretilen elektrik enerjisi toplamı 278.800,2 GWh iken 2019 yılının ilk 11 ayında 274.949,2 GWh olarak gerçekleşmiş olup bu rakamlar yaklaşık %1,38 oranında azalmayı işaret etmektedir.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının (rüzgar, su, güneş vb.) payı her gün artarken, özellikle doğalgaz kaynaklı elektrik üretiminde gerilemeler dikkat çekmektedir. Önceden elektrik üretiminin yarısına yakınının sağlandığı doğalgaz kaynaklı enerji santrallerinin 2019 yılı Kasım ayı sonu itibariyle üretim pastasındaki payı %17,77 olmuştur.

Kömür kaynaklı termik santrallerin üretim payı da 2019 yılı Kasım sonu için %37,04 olmuştur. Doğalgaz fiyatlarının yüksek olmasının getirdiği etkiyle ithal ve yerli kömür kullanan termik santraller piyasadaki üretim dağılımında kendisine önemli yer edinmiştir. Ancak burada 2020 yılı için ciddi bir değişim beklenmektedir. Zira bu grup santrallerinin çevresel etkileri ön plana alınıyor. Hatırlanacağı üzere bu grupta yer alan birçok santral geçtiğimiz yıllarda özelleştirme kapsamında beklenilenin üzerinde rakamlarla özel sektöre devredilmişti. Bu satış koşulları arasında yer alan santrallerin üretim teknolojilerinde yapılacak yenilemeler ve bacalarına konulacak filtre sistemleri ile çevreye duyarlı üretim yapmaları bulunmaktaydı. Ancak bahsi geçen filtre sistemleri için kendilerine yaklaşık 7 yıl gibi geçiş süresi verilen 15 adet termik santrallerin büyük bölümü bu yükümlülüklerini henüz yerine getiremedikleri için 2,5 yıl daha istenilen süre uzatımı talebi bu ayın başlarında Cumhurbaşkanlığı vetosuyla karşılaşmıştı. Bunun akabinde bahsi geçen santraller hızlı bir şekilde baca filtre sistemi tedarik sürecini başlatmaya çalışıyorlar. Çünkü bu sistemleri kurmayan işletmelerin faaliyet sonlandırma dahil birtakım yaptırımlara maruz kalacakları bilinmektedir. Bu durumun ülkemiz elektrik üretim piyasasına ciddi etkileri olacağı beklenmektedir. 2020 yılı başlarında bu yaptırım uygulamalarının nasıl olacağı ve ne kadarlık bir termik üretim kapasitesinin etkileneceğine bağlı olarak düşmesi beklenen termik santral üretim rakamlarının yaratacağı boşluğun özellikle doğalgaz kaynaklı elektrik üretim santralleri tarafından doldurulacağı beklentisi piyasada bulunmaktadır. Kış mevsiminde artması beklenen elektrik tüketiminin ivmesiyle 2020 yılının ilk aylarındaki normal seyrinde de yükselecek olan spot piyasasındaki elektrik fiyatlarının yukarıda bahis geçen gelişmenin de etkisiyle daha da fazla yükselmesi beklenebilir. Bu durum elektrik maliyetlerini biraz daha artıracaktır ve bu artıştan son kaynak tedarik tarifesi üzerinden elektrik enerjisi kullanan sanayici ilk etkilenen grupta yer alacaktır. Zira ilgili tarife yapısı gereği oluşan güncel spot fiyatlar ve YEKDEM bedeli üzerinden aldıkları elektrik birim fiyatı yükselmiş olacaktır. Ancak bu konuda birtakım önlemler de alınmış durumdadır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 26/12/2019 tarihli ve 9021 sayılı kararı ile 01.01.2020 ile 31.03.2020 tarihleri arasında Gün Öncesi Piyasası ile Dengeleme Güç Piyasasında azami fiyat limiti 600 TL/MWh olarak belirlenmiştir. Güncel olarak 2000 TL/MWh olarak belirlenen limitin bu şekliyle düzenlenmesi yoluyla yılın ilk 3 ayında olası fahiş yükselmelerin önüne geçilerek oluşabilecek saatlik maksimum elektrik birim fiyatı 600 TL/MWh ile sınırlandırılmıştır.

Sanayicimizin satın aldığı elektrik birim bedelinin belirleyicisi faktörlerinden olan YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) bedelleri için EPDK 2019 yılı için öngördüğü 61,32 TL/MWh lik tahminini 2020 yılı için 89,50 TL/MWh olarak belirlemiştir. Bu kalem için EPDK’nın öngörü artışı yaklaşık %46 olmuştur. Ancak hatırlatmak gerekir ki EPDK’nın 2019 öngörüsü bu kalem için ciddi bir sapma göstermiş durumdadır. Gerçekleşen 2019 yılı YEKDEM bedellerine bakıldığında ilk 11 ayda otalama 86,15 TL/MWh olarak yaklaşık %40,5 sapma ile gerçekleşmiştir.

Yenilenebilir Enerji kaynaklarındaki gelişim hızla devam etmektedir. TEİAŞ verilerine göre bu grupta hidro elektrik (HES) enerji üretimi 2019 yılında Kasım ayı sonu itibariyle 83.568 GWh lik üretim miktarı ve %30,39 üretim oranı ile başı çekerken rüzgar enerjisi (RES) üretimi ve güneş enerjisi (GES) üretimi ise 36.148,2 GWh ve %13,15 üretim oranı ile takip etmektedir. Hiç kuşku yok ki 2020 yılı ve sonrası için GES üretimi rakamları hızla artacaktır. Güneş enerjisi alanında hem kurulum maliyetlerin düşmesi hem de ilgili mevzuatta getirilen kolaylıklar neticesinde bu alanda ilerlemeler beklenmektedir. Özellikle çatı ve yan cephe uygulamalarının önünün sene ortasında açıldığı dikkate alındığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sn. Fatih Dönmez’in ifadesiyle 600 MW’tan fazla sanayide, 11 MW’tan fazla ise konutlarda çatı ve cephe uygulaması başvuruları alınmıştır. Benzer başvurular artıkça ve projeler hayata geçirildikçe bu yöntemle elektrik üretimi hızla artacak ve bilinen rolüyle tüketiciler artık aynı zamanda kendi tüketeceği enerjiyi üreten, birer üretici olacaklardır.

Henüz lansmanı yeni yapılan elektrikli yerli aracımız hepimizi gururlandırdı. Gelecekte çokça kullanılacak bu yeni nesil elektrikli araçların ülkemizdeki elektrik piyasasına ciddi etkileri de beklenmelidir. Zira insanlarımızın elektrikli araç kullanımının artması sonucu bu araçların şarjında kullanılacak elektriğin tedariğinin nasıl olacağı düşünülmelidir. Burada mevcut elektrik tüketimine gelecek ilave çekiş miktarının yanında bu araç şarj işlemlerinin elektrik sistemine getireceği ani yüklenmeler ve buna bağlı olarak ulusal elektrik şebekesinde oluşabilecek enerji dengesizlikleri karşımıza çıkacaktır. Elektrik şebekesindeki bu dengesizlikleri kompanse etmek için sağlam bir şebeke yapısının yanında HES ve doğalgaz kaynaklı santraller gibi esnek ve kısa sürede devreye girip çıkabilecek emre amade üretim tesislerine ihtiyaç olacaktır. Su kaynaklarında zaman zaman yaşanan sıkıntılar dikkate alındığında doğalgaz kaynaklı elektrik santrallerinin öneminin gelecekte artacağı kanaatindeyim. Gerçi son yıllarda özellikle verim oranları düşük birçok doğalgaz santrali kapanma süreci yaşamış olsa dahi, verim oranları yüksek yeni nesil doğalgaz santralleri bu alandaki ihtiyacı karşılamada kullanılacaktır.

2020 yılının ülkemize hayırlar getirmesini diler, hızla büyüyecek elektrik piyasamızda yenilikçi ve rekabetçi faaliyetler görmeyi temenni ederim.

Şahin Cengiz

<