2019 Yılında Dünyadaki Ekonomik Beklentiler Ve Değişen Politikalar


Dünya Bankası raporunda dünyanın ekonomik büyümesi 2019 için %2,9, 2020 için %2,8, 2021 için de %2,8 olarak ön görülmüştür. Önceki yıllarda yayınlanan raporlarda büyüme beklentileri çok daha iyimser iken bu seneki raporlardaki tahminler oldukça karamsar.



Bilindiği üzere dünya ekonomisinde istikrarlı büyümenin sürmesi için gerekli koşulların başında dünyadaki siyasi istikrarın devam etmesi gelir. İstatistiklere bakıldığında dünyadaki siyasi istikrarın sürdüğü, bölgesel anlaşmazlık ve sıcak savaş tehditlerinin azaldığı dönemlerde serbest ticaret hacmi ve dünya ekonomik büyümesinin arttığı, siyasi belirsizliklerin yükseldiği dönemler de ise aksine dünyanın ekonomik olarak daraldığı görülür.

Dünya ekonomisine olan güvenin azalması önce kişilerin sonra toplumların sonrada devletlerin ekonomik reflekslerini daraltmaktadır. Dünyadaki ekonomik daralma öncelikle gelişmiş ülkelerde bir dizi mekanizmayı harekete geçirmektedir. Böylece üretimden tüketime uzanan bir seri tedirginlik bir sonraki safhada uluslararası ilişkilere de yön vermeye başlamakta, ihracat ve ithalat hacimlerini ve yatırım kararlarını doğrudan, uluslararası politik ve ekonomik ilişkilerini de dolaylı olarak olumsuz etkilemektedir. Böylece küresel ve veya bölgesel sıcak savaşlara kadar yol açan bir seri etkileşim başlamaktadır.

Dünyayı bu felaketlerden korumak için dünyaya liderlik eden ülkeleri gelişmiş liderlik özelliklerinin yanı sıra cesaretli ve insanlığa karşı sorumluluklarının farkında olması gereklidir. Ne yazık ki son yıllarda gelişmiş ülkeleri idare eden yöneticilerin dünyaya liderlik yapabilecek nitelikleri giderek daha az ön plana çıkmaktadır.

Kim bilir belki de büyük fotoğrafla daha yakın ilgilenenler bunu öngörmektedirler.

Ekonomik ve siyaseten dünyayı bölüşmek için birinci ve ikinci dünya savaşını çıkaranların, savaş öncesinde güçsüz idarecileri iş başına getirmeleri gibi sanki yeni bir dünya ekonomik düzeni kurmak isteyenler güçsüz ve istikrarsız idarecilerle yeni bir kargaşa ortamının fitilini ateşlemeye çalışıyorlar.

1990’lı yıllarda iki kutuplu dünya düzeninin yıkılmasından sonra ortaya çıkan tek kutuplu dünya düzeni dünyada beklenen refah artışı, gelir adaletsizliğinin giderilmesi, siyasi istikrarın sağlanması gibi beklentileri karşılayamamıştır. Ortaya çıkan sonuç bu düzeni kuranları da tatmin etmemiş ki dünya üzerinde ekonomik istikrarsızlıklar ile siyasi istikrarsızlıkların giderek artmasına yol açmıştır.

Adeta tekrar tanrıyı kıyamete zorlamaya başlamışlardır.

Özellikle A.B.D. de son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler bu ülkenin dünyanın ekonomik ve siyasi lideri olma iddiasını ve güvenilirliğini sarsmaktadır. Bu üslup değişimi kurumlar arasında derin tutarsızlık ve çelişkilerin doğmasına ve daha sonra onarılmaz bölünmelere yol açabilir, bu da hem bu ülke için de hem de uluslararası boyutta daha derin krizlerin de işaretçisidir.

Dünya üzerindeki istikrarsızlıkların en önemli merkezleri Ortadoğu ile Uzak doğu'dur. Geçmişte yaşanan derin üzüntüler nedeniyle bu bölgelere ait siyasi ve eko politikaların çelişkiler ve istikrarsızlıklardan uzak oluşturulması ve uygulanması gerekmektedir.

Kendi içinde istikrarsızlık yaşayan dünyanın siyasi ve ekonomik liderinin bu bölgelere ve dünyaya istikrar getirmesini beklemek oldukça iyimser bir beklenti olarak kalacaktır.

Yukarıda dile getirdiğimiz görüşler, 2019 yılına ait dünya ekonomik beklentilerinin yayınlandığı Dünya Bankası Raporuna kadar yansımış vaziyette. Rapora göre gidişat iyi değil.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Dünya Bankası raporunda dünyanın ekonomik büyümesi 2019 için %2,9, 2020 için %2,8, 2021 için de %2,8 olarak ön görülmüştür. Ekonomideki bu yavaşlama öncelikle Japonya ve A.B. gibi ülkeleri etkileyeceği belirtilerek, A.B.D.’nin büyümesinin 2021 yılından itibaren %1,6 seviyesine gerileyeceği, Çin’in büyümesinin ise 2010-2022 yılları arasında %6 civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. A.B. için büyüme ise 2019 için %1,6, 2020 için % 1,5, 2021 için ise % 1,3 civarında beklenmektedir.

Dünya Bankasının önceki yıllarda yayınlamış olduğu raporlarda büyüme beklentileri çok daha iyimser iken bu seneki raporlardaki tahminler oldukça karamsar.

Neden ?

Dünyadaki pek çok ekonomik kurum ve uzman bu istikrarsızlığın en önemli sebebi olarak A.B.D.'de yaşanan çelişkili kararlar, kurumlar arası tutarsızlıklar, yanlış yönetilen korumacılık faaliyetleri ve bu kapsamda başlatılan ticaret savaşlarının yarattığı global tedirginliği işaret etmektedirler.

Yani baş neden A.B.D. !!!

Ardından Avrupa Birliğinin giderek zayıflayan ekonomik gücü ve İngiltere’nin topluluktan ayrılmasının yarattığı güvensizlik gelmektedir. A.B.’nin zayıflayan ekonomik gücünün topluluk içinde ortaya çıkabilecek herhangi bir bankacılık ve ekonomik krizi yönetemeyeceğine inanan A.B. li ekonomi ve eko politik uzmanlarının sayısı hiç de az değildir. Son zamanlarda A.B. de başlayan ve yayılmaya başlayan sosyal huzursuzlukların temelinde de A.B. vatandaşlarının zayıflayan ekonomik ve siyasi güce olan tepkileri yatmaktadır. Tam bu süreçte Almanya Şansölyesi Bayan Merkel’in yakın gelecekte görevini bırakacağını açıklaması A.B. içindeki istikrar abidesi olan Almanya’da da işlerin değişebileceği sinyalini vermektedir.

OECD’nin yayınladığı bazı çalışmalar da üyeleri için yukarıda belirtilen oranlara yakın büyüme tahminleri belirtmektedir.

Bu istikrarsızlıklara dünyadaki ekonomik ve siyasi güç hızla yer değiştirerek cevap vermektedir. Önümüzdeki yıl da bunun sürmesi beklenmektedir.

Dünyanın huzur ve istikrar için şimdi her zamandan daha fazla diyalog, iş birliği ve hoşgörüye ihtiyacı vardır.

Alp Canoğlu

<