2018 Yılı Sonu itibariyle Yenilenebilir Enerji Görünümü


Yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen destekler yavaş yavaş ortadan kalksa da hızla düşen yatırım maliyetleri ve mevcut piyasa koşulları, herhangi bir destek almadan da bu yatırımların önünü açacaktır.



Yılbaşı itibariyle uygulamaya konulan plastik poşetin ücretlendirme uygulaması, toplum olarak en çok konuştuğumuz konuların başında yer aldı. Uygulamanın temel amacı olan plastik poşet kullanımının azaltılarak, çevre bilincinin artırılması hususunda mesafe alındığını düşünüyorum. Enerji konusunda da hem Dünyada hem de Türkiye’de yenilenebilir enerji alanındaki hızlı büyümeye bakıldığında çevre bilincinin yine ön plana çıktığı görülüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı IEA (International Energy Agency) 2018 yılı enerji görünümü raporunu yayınladı. Bu rapordan alınan bazı ilginç bilgileri burada paylaşmak istiyorum. Senaryoya göre dünya çapında yenilenebilir enerji ve kömürün pozisyonları yer değiştirecek. Yenilenebilir enerjinin günümüzdeki yaklaşık %25 olan payı, 2040 yılında %40 seviyelerine ulaşacak. Kömürün payı ise benzer oranda düşecek. Yine 2040 yılına kadar yapılacak küresel kapasite artışının üçte ikisi, yenilenebilir enerji kaynakları üzerine olacak. Güneş Enerji panellerinin fiyatlarının düşmesi, düşük emisyon kaynaklı bu enerji payının artışını hızlandırsa da enerji arz güvenliği ve sürekliliği için ilave yatırım gereksinimlerini beraberinde getiriyor. Elektrik Üretiminde güneş enerjisinin artan rekabet gücüyle GES kapasitesi, 2025 yılında rüzgârın, 2030 yılında hidroelektrik santrallerin, 2040 yılında da kömürün kapasitesinin önüne geçiyor. Buna paralel olarak enerji depolama sistemlerinin maliyetleri hızla düşmeye devam ediyor ve bu sistemler elektrik şebeke stabilizasyonunda kullanılan birçok peaker (kısa süreli devreye alınan) olarak çalışan gaz türbini santralleri ile rekabet edecek pozisyona geliyor.

Dünya nüfusunun sekizde birinin halen elektriğe erişiminin olmadığı belirtilen raporda, bölgesel enerji tüketim oranlarında beklenen değişimlere de değiniliyor. 2000 li yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika küresel enerji ihtiyacının % 40’nı, gelişmekte olan Asya ülkeleri ise % 20’ni oluşturmuş. 2040 yılında bu oranlar yer değiştirecek. Buradaki artış Hindistan önderliğindeki gelişmekte olan ekonomilerden kaynaklanacak. Rapor ayrıca elektrikli araç kullanımının artacağının yanında dijitalleşmenin hız kazanacağı ve siber güvenliğin önemli hale geleceği enerji piyasalarını işaret etti.

Ülkemizde Elektrik piyasasında da yenilenebilir enerjinin payı gün geçtikçe artıyor. Ülke kurulu gücümüz 2018 yılı sonlarında 88.347 MW değerine ulaşmışken, bu kurulu güç içerisindeki yenilenebilir enerji kaynaklarının payı 44.252 MW değerine ulaşmıştır. Yenilenebilir Enerji kaynakları içerisindeki aslan payını ise 28.249 MW ile HES (Hidroelektrik santraller) alıyor.

Güneş Enerji Santralleri (GES) kapasite artışında oldukça iyi bir ivme yakalanmıştır. 2014 yılında sadece 40 MW civarında olan güneş enerjisi kapasitesi 2018 yılında 5.002 MW değerine çıkarak ülke kurulu gücündeki payını % 5’in üzerine çıkarmıştır. Güneş enerjisi kapasitesinin büyük kısmı lisanssız olarak gerçekleştirilmiştir. Bu alanda çatı ve cephe uygulamalarının artmasıyla hızlı bir yükseliş beklenmektedir. Bu konuda yatırım sürelerini makul seviyelere getirecek bir takım düzenlemeler yapılmaktadır. Örneğin konut çatısında üretilen elektrikten doğacak vergilerin sıfırlanması, başvuru ve sistem bağlantı maliyetlerinin düşmesi gibi. Yine aynı konuda EPDK tarafından yapılan aylık mahsuplaşmaya dair taslak çalışması da oldukça önemlidir. Zira bu mahsuplaşma sonrası gündüz saatlerinde üretilecek elektriğin gündüz tüketimi fazlasının, gece üretimin olmadığı saatlerdeki tüketim için kullanılmasının önü açılacaktır. Kullanılan teçhizatta panel bazında % 50, santral bazında % 75 olarak ifade edilen yerlilik oranlarına eriştiklerini söyleyen sektör yetkilileri devletten herhangi bir teşvik düzenlemesi beklememekle beraber yatırımların önünün açılmasıyla kurulu güçlerini artırabileceklerini ifade ediyorlar. Özellikle konutlar ve sanayi tesislerinin çatılarına konulacak güneş panelleri ile öz tüketim ve aylık mahsuplaşma esaslı güncel PTS (Piyasa Takas Fiyatı) üzerinden yapılan fizibilite çalışmaları olumlu sonuçlar vermektedir.

2018 yılı itibariyle Rüzgâr Enerjisi kapasitemiz 7.400 MW değerine ulaştı. Sektörde 2019 yılında mevcut tesisler için yapılmış kapasite artış taleplerinin olumlu sonuçlanması bekleniyor. İstenen bu ilave kapasiteden üretilecek elektriğin, YEKDEM (Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) tarifesi yerine son aylarda önceki yıllara göre yüksek seyreden PTF (Piyasa Takas Fiyatı) üzerinden fatura edilmesi düşünülmektedir.

Jeotermal Enerji Santral (JES) kapasitemiz de büyümeye devam ediyor. Jeotermal Enerji doğru yapılacak projelendirmeler ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına nazaran süreklilik ihtiva ettiğinden önemlidir. Sadece elektrik üretiminde değil, yerleşim bölgeleri merkezi ısıtma, sera ve kurutma uygulamaları gibi alanlarda kullanılan bu enerji kaynağının doğru kullanımı ve düzgün re-enjeksiyon yapılması şarttır. 2017 yılında 1.100 MW kurulu gücü ile 3.927 GWh elektrik üreten JES ler, 2018 yılında 1.347 MW kurulu gücüyle 6.348 GWh elektrik üretmiştir. Bu rakamlar ile JES elektrik üretimi oranı ülkemiz elektrik üretiminin yaklaşık % 2’ne denk gelmiştir.

2018 yılında biyokütle santrallerinde de gelişim yılı olmuştur. Özellikle çevresel atıkların bertaraf edilerek enerjiye çevrildiği bu tesislerin önemi artan çevre bilincine paralel olarak gün geçtikçe artmaktadır. 2018 yılında EPDK tarafından 215 MW gücündeki 35 biyokütle santraline üretim lisansı verilmiş olup, bu alanda üretim yapan 123 adet santralin kurulu gücü 716 MW’a ulaşmıştır. Ülkemiz ve dünya ölçeğinde de bu tür santrallerin kurulu gücünde önümüzdeki dönemlerde büyük artışlar beklenmektedir.

Gözüken o ki enerjiye olan ihtiyacımız hiç bitmeyeceği gibi gün geçtikçe artacaktır. Bu ihtiyacı karşılarken çevremize verilecek en az tahribatla ve arz güvenliğini esas alacak en uygun model ile yola devam etmemiz gerekecektir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen destekler yavaş yavaş ortadan kalksa da hızla düşen yatırım maliyetleri ve mevcut piyasa koşulları, herhangi bir destek almadan da bu yatırımların önünü açacaktır. Bu şekilde çeşitlendirilmiş arz kaynakları enerji rekabetine ve sürekliliğine katkı verecektir.

Şahin Cengiz

<