İstanbul Rekabet Forumu

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle:
"Rekabet hukuku alanında uluslararası iş birliği, gönüllük esaslı bir lüksten ziyade somut ve acil bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor"
"Yeni sistemin yol açtığı ekonomik güç birkaç ülkede yoğunlaşırken, tüketicilerimizin refahını korumak konusunda gelişmekte olan ülkeler arasındaki iş birliğinin de ayrıca önemli olduğunu tarihi bir sorumluluk gereği not etmek istiyorum"

İstanbul Rekabet Forumu
- A +

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, rekabet hukuku alanında uluslararası iş birliğinin, gönüllük esaslı bir lüksten ziyade somut ve acil bir ihtiyaç olduğunu belirterek, "Yeni sistemin yol açtığı ekonomik güç birkaç ülkede yoğunlaşırken, tüketicilerimizin refahını korumak konusunda gelişmekte olan ülkeler arasındaki iş birliğinin de ayrıca önemli olduğunu tarihi bir sorumluluk gereği not etmek istiyorum." dedi.

Rekabet Kurumu ile Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından "Dijitalleşme ve Uluslararası İşbirliği" temasıyla gerçekleştirilen İstanbul Rekabet Forumu'nda (ICF) konuşan Küle, ICF'nin, rekabet alanında uluslararası iş birliği ve anlayış birlikteliği ihtiyacına istinaden iş birliğini güçlendirmek ve ortak bir platform oluşturmak hedefiyle hayata geçirildiğini söyledi.

Uluslararası iş birliği alanında UNCTAD, OECD ve Uluslararası Rekabet Ağı'nın, Türkiye’nin de aktif şekilde dahil olmaktan büyük memnuniyet duyduğu önemli çalışmaları bulunduğunu aktaran Küle, "Bizler ICF gibi bölgesel iş birliklerinin, uluslararası kuruluşların çabalarına önemli katkı sunacağını ve yüklerini hafifleteceğini ümit ediyoruz. ICF ile hedefimiz, bölge rekabet otoriteleri arasında karşılıklı güveni geliştirmek, teknik iş birlikleri ile kurumsal kapasitelerimizi güçlendirmek ve rekabet hukukunun güncel sorunlarını ortak akılla anlamak ve çözmek." diye konuştu.

Küle, bu amaca ulaşmak için ICF'yi gelenekselleştirip bu çatı altında daha sık bir araya gelmeyi, gündemi ve sorunları birlikte tespit ederek ortak çalışmalar yapmayı ve rekabet politikaları ile uygulamaları hakkında bir platform haline getirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Sanayi Devrimi'nden bu yana eşi görülmemiş bir dönüşümün; ekonomileri, üretim yöntemlerini, tüketim eğilimlerini ve dolayısıyla herkesi esaslı biçimde değiştirdiğini dile getiren Küle, şunları kaydetti:

"Artık internette geçirilen zaman gündelik hayatımızın bir parçası haline geldi. OECD ülkelerinde gençler günde ortalama dört saatten fazla süreyi internette geçiriyorlar. Bunun doğal bir yansıması olarak ekonomik faaliyetler de dijital zemine kayıyor. Dünyanın her yerindeki bireylerin en küçüğünden en yaşlısına dijital ayak izi bıraktığı, veri algoritmaları ve yapay zekayla şekillenen ekonomilerde yaşıyoruz.

Bundan yirmi yıl önce tahayyül bile edemediğimiz yeni iş modelleri, yeni ürün, yeni hizmetler ve yeni piyasalarla karşı karşıyayız. 2010’da yaklaşık 800 milyon mobil internet aboneliği varken bu sayı yedi yılda beşe katlanarak 4,2 milyara ulaşmış ve dünya nüfusunun yüzde 56’sını kapsar hale gelmiştir. Bilginin, hele de işlenebilir halde bulunan yüksek hacimli dijital verinin değeri her geçen gün artıyor. Bu sistem, ilk giren avantajı ve ağ etkileri gibi nedenlerle ekonomik gücün belirli firmaların elinde toplanmasına yol açıyor."

"Ekonomik sistem ulusal sınırları belirsiz hale getiriyor"

Birol Küle, UNCTAD'ın 2019 Dijital Ekonomi Raporu'nda, dünyada dijital ekonomiye yedi büyük markanın hakim olduğuna ve dijital harcamaların yaklaşık yüzde 50’sinin sadece iki ülkeye gittiğine işaret ettiğini belirterek, "Bu ekonomik sistem aynı zamanda tarihin belki de hiçbir döneminde olmadığı kadar ulusal sınırları belirsiz hale getiriyor." dedi.

Küle, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla her bir rekabet otoritesi küresel ölçekteki bu olguyu doğru şekilde anlamaya, müdahale araç ve yöntemlerini etkin bir şekilde uygulamaya çalışırken, bir yandan da aldıkları kararlarla öteki ekonomilere ve iş yapış biçimlerine etki ediyor. Yoğunlaşmanın artması gelişmekte olan ülkeleri daha kırılgan hale getirirken bir kurumun tek başına rekabeti sağlamasını da zorlaştırıyor. İşte tam olarak bu nedenle rekabet hukuku alanında uluslararası iş birliği, gönüllük esaslı bir lüksten ziyade somut ve acil bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Yeni sistemin yol açtığı ekonomik güç birkaç ülkede yoğunlaşırken, tüketicilerimizin refahını korumak konusunda gelişmekte olan ülkeler arasındaki iş birliğinin de ayrıca önemli olduğunu tarihi bir sorumluluk gereği not etmek istiyorum."

Yüksek hacimli işlenebilir verinin öneminin bu denli arttığı günümüzde alışveriş yapılan internet sitelerinden sosyal medyaya kadar her alanda bırakılan ayak izlerinin artık çok ciddi bir değer haline geldiğini vurgulayan Küle, veriyi herkesin ürettiğini ancak veri sahipliğinin ve veriyi işleme gücünün daha kısıtlı sayıdaki "ilk giren" avantajına sahip küresel şirketlere ait olduğunu anlattı.

Küle, bu şirketlerin sahip oldukları gücün sadece ekonomik hayata değil, siyasal hayata bile tesir edebilecek mahiyette bulunduğunu belirterek, "Dolayısıyla bu güç kümelenmesinin merkezinde yer almayan gelişmekte olan ülkelerin, bir yandan dijitalleşmenin sağladığı nimetlerden faydalanırken bir yandan da hem tüketicilerini hem de ekonomilerinin rekabetçi yapısını korumak için birlikte daha çok çalışmaları gerektiğini düşünüyorum." bilgisini verdi.

Öte yandan, kadim bir içtihat geleneği üzerine oturan ve esnek araçlara sahip olan rekabet hukukunun, yeni ekonomik yapının gündeme getirdiği sorunlarla mücadele etmek için gerekli çözümlere haiz olduğunu da vurgulayan Küle, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yakın dönemde dijital konaklama hizmetlerinden arama hizmetlerine, fintek pazarlarından e-ticarete kadar Rekabet Kurumumuzun almış olduğu kararlar bu alandaki iyi örneklerden sayılabilir. Bunun yanı sıra devam eden incelemelerimizle birlikte bu alanda dünyadaki en etkin rekabet otoritelerinden biri olma iddiasındayız. OECD standartlarına göre yaptığımız hesaplamalar, 2017 ve 2018 yıllarındaki faaliyetimizin tüketici refahına tahmini katkısının 3,28 milyar Türk lirası olduğunu gösteriyor. Vergi mükelleflerinin faaliyetimiz için harcadığı her 1 liraya karşılık tüketicilere 51 liralık katkı sağlıyoruz."

"Gelişmekte olan ülkelere yardımcı oluyoruz"

UNCTAD Rekabet ve Tüketici Politikaları Bölümü Başkanı Teresa Moreira ise UNCTAD'ın gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisine ve politikalarına daha iyi bir şekilde entegre olabilmeleri için yardımcı olduklarını belirterek, bu konuda belirli prensip ve ilkeleri oluşturduklarını anlattı.

Moreira, uluslararası iş birliğini, gelişmekte olan ülkelerin faydasına olacak şekilde devam ettirdiklerini aktararak, "UNCTAD'ın Dijital Ekonomi Raporu, gelişmekte olan ülkelere globalizasyon ve dijitalizasyon anlamında yardımcı olmaktadır." ifadeleri kullandı.

AA

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<