"Kuzu postuna bürünmüş olsalar dahi…"
Akar, Yunanistan’ın taleplerinin gerçeklikten uzak olduğunu dile getirerek, "Bunun kimseye yararının olmadığını, kuzu postuna bürünmüş olsalar dahi bu şekliyle bir yere varamayacaklarını Yunan siyasilerin ve askerlerin anlamasını sabırla bekliyoruz. Kendilerine birtakım roller biçip tamamen yalana dayalı iddialarla huzuru, ahengi bozuyorlar. Yunan siyasetçilerin ve askerlerin bu samimiyetsizliği, buradaki problemlerin temel kaynağı olarak karşımıza çıkıyor." ifadelerini kullandı. Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar (EGEAYDAK) konusuna da değinen Akar, şöyle konuştu: "Biz görüşmelerle, barışçıl yol ve yöntemlerle bu konunun çözülmesini beklerken Yunan komşularımız aidiyet çabalarına giriyorlar. Birtakım oldubittilerle bu olayları kendi yönlerine doğru çevirme gayreti içine giriyorlar. Lozan ve Paris antlaşmaları var. Bunlar çerçevesinde yapmamız gerekenler var. Bazı adaların silahlandırılmaması, askersizleştirilmesi lazım. Bunlar çok açık şekilde anlaşmalarda mevcut olmasına rağmen Yunan komşularımız anlaşılmaz bir şekilde sürekli olarak anlaşmaları ihlal etmek için ellerinden gayreti gösteriyor, huzuru, istikrarı bozuyorlar. Anlaşmalarda 23 ada açıkça söylenmesine rağmen bunların 16’sını silahlandırıyor ve bunu hukuka uygun olarak görüyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil." "Bu adalar niçin ve kime karşı silahlandırılıyor?" diye soran Akar, bunun cevabının hiçbir şekilde mantıklı olmadığını görmeleri gerektiğini ifade etti.
Yunanistan'ın yayılmacı tutum ve davranışları
Türkiye'yi bir tehdit olarak göstermenin hayatın doğal akışına ve gerçeklere son derece aykırı olduğunu belirten Akar, şöyle devam etti: "Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Bu, ayrıca Yunan yöneticilerin samimiyet testinden geçemediklerinin de birer göstergesidir. 'Ege'de uluslararası suların yüzde 48'den yüzde 20'ye düşürülmek, Ege'nin yüzde 70'inden fazlasına sahip olmak' isteyen bu duruş gerçekten son derece muhteris, tehlikeli bir yaklaşım. Bunun Yunan yöneticiler tarafından bir an önce görülmesini bekliyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde ne bugün ne tarihte herhangi bir adanın kara suları 6, hava sahası 10 mil olması vaki değil. Böyle bir şey yok ama Yunan komşularımız bunu iddia ediyorlar. Eşi benzeri olmayan iddialarla hem deniz hem hava sahalarının tamamına sahip çıkma iddiasıyla Türkiye’yi sınırlamak, tüm hareketlerini tahdit etmek için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Fakat bu şekilde bir yere varılamayacağını da tarih göstermiştir, onu da gayet açık şekilde görmeleri lazımdır. Hiçbir şekilde hakkımızı, hukukumuzu çiğnetmeyeceğimizi, gasbettirmeyeceğimizi bilmelerini istiyoruz." Barışçı olduklarını iddia eden Yunanistan'ın Ege Denizi'nin uluslararası sularında teknik, bilimsel araştırma yapan gemileri, sadece eğitim görevini icra eden uçakları dahi taciz ettiğine dikkati çeken Akar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yaptıklarını saldırgan bir eylem olarak görmeden Türkiye'yi suçlamakta ısrar ediyorlar. KKTC'de tamamen barışçıl ve insani amaçlarla kullandığımız İHA'yı dahi tehdit olarak göstermekten kaçınmıyorlar. Ayrıca Yunan komşularımızın yaptığı ahlaki olmayan, iyi komşuluk ilişkilerine yakışmayan olaylardan biri de iki ülke arasındaki sorunları Türkiye-ABD, Türkiye-AB sorunu gibi göstermeye çalışmaktır. Bu şekilde şımarık davranarak ABD'yi, AB'yi arkalarına alacaklarını ve böylece Türkiye’ye karşı galebe çalabileceklerini düşünüyorlar. Çok yanlış. Bu yanlıştan dönmelerini bekliyoruz. Yunanistan'ın yayılmacı tutum ve yaklaşımlar ve provokatif davranışlarla bir yere varamayacağını, bu politikaların matematikten, akıldan, izandan uzak olduğunu, boş hayal peşinde koşmaktan başka bir anlama gelmediğini görmesi lazım. Bir tarafta silahlanma yarışına giriyor, büyük paralar ayırmaya çalışıyorlar diğer taraftan da ciddi borç içinde olduklarını ifade ediyorlar. Yapılan yanlışların bedelini Yunan halkı ödüyor, onların refahı, geleceği ipotek altına alınıyor."



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın