Sıfırdan zirveye "Evinoks"

1982 yılında Yüksek Makine Mühendisi Nuri Coşkun İrfan tarafından Bursa’da kurulan Evinoks hayata geçirdiği ‘Yaşayan Showroom’ ve ‘Demo Mutfak’ ile sektörün gelişimine katkı sağlarken, inovasyona verdiği önemle de Ar-Ge Merkezi olma yolunda ilerliyor.

Sıfırdan zirveye "Evinoks"
- A +

Pek çok uluslararası otel zincirinin onaylı kaynak firması olarak çalışmalarını sürdüren ve mükemmelin peşinde bir ekip ruhuyla koşan Evinoks, her yeni ürününde fark yaratmayı ve başarısının sürekliliğini sağlamayı hedefliyor. Bursa Keleste dünyaya gelen Nuri Coşkun İrfan ile Evinoks'un dünü, bugünü ve gelecek planları hakkında konuştuk.

Kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız?

Ben öğretmen bir ailenin çocuğuyum. Bursa’nın Güneydoğusu, Keles’te doğdum. Çocukluğumdan beri hep makine mühendisi olmak istiyordum. O zaman iletişim araçları yoktu. Yalnızca pilli, büyük bataryalı radyolar vardı. Mühendislik kavramı bile konuşulmazdı. Ulusal gazete yoktu. Sadece kasabada bir iki sayfalık yerel gazete çıkarıyorlardı. Nasıl olmuşsa takılmış aklıma mühendislik. Şimdi televizyon ve internet var. İnsanlar, meslek seçerken faydalanabiliyorlar. 1974 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi’ni bitirdim. Mastırlı olarak mezun oldum. Sonrasında askeri inşaat emlak dairesinde yedek subaylık yaptım. Ondan sonra da Uludağ üniversitenin (Bursa Üniversitesi’ydi o zaman) kuruluşunda görev aldım. 3 sene tesisat daire başkanı olarak çalıştım. Daha sonra özel hayatıma geçtim. 1980 yılıydı ve İnoksan endüstriyel mutfak firmasını Vehbi Bey ile beraber kurduk. Sonra 82’de Evinoks endüstriyel anlamda otel ekipmanları ve hareketli mobilyalarla ilgili bu mevcut firmamızı kurduk. 92 yılında da konfeksiyon üzerine benim ‘Politet Tekstil’ adında bir firmam var, onu kurduk. Orada eşimle beraberiz. Politet Tekstil Türkiye’nin önemli markalarının üretimini yapan bir firma.  2002 de taahhüt şirketiydi. Orayı 92’den sonra 2002 de tekstil konfeksiyon firmasına çevirdik. 2002’den bu yana da Türkiye’nin önemli markalarının üretimini yapan bir firma. Büyük çoğunluğu da İngiltere’ye, Amerika’ya, Belçika’ya, Almanya’ya üretim yapan bir firmayız. Kendi markamızda üretim yapmıyoruz. O meşhur markaların ürünlerini üretiyoruz. Bir diğer taraftan Evinoks otel ve servis ekipmanları üreten bir firma. Büfeler konferans ekipleri, market ekipmanları, servis taşıma arabaları ve komple pastane donanımıyla, dekorasyonu ile pastane işeri yapıyoruz. İnoksan’ı da biliyorsunuz endüstriyel mutfak üreten bir firmaydı. Ben orada 2013 yılında hissedarlığımı sona erdirdim ve hisselerimi diğer ortağım Vehbi Bey’e devrettim. O da 95 yılında Evinoks’taki hissedarlığından çıktı. Böylelikle herkes kendi firmasının kendi ideallerinin peşinden daha hızlı koşmak için yola çıktı.

“Dünyadaki ilk beş firmadan biriyiz”

Evinoks’tan kısaca bahsedersek; şu anda dünyada kendi alanında bu kadar çeşit üretimi bir arada yapabilen otel, restoran, pastane donanımlarını üretebilen dünyada ilk beş firmadan biriyiz. Dünyanın her yerine Evinoks markasıyla mal satıyoruz. En önemli kriterlerimizden biri, dünyanın çok önemli üst katman büyük otel zincirlerinden biri olan Amerika merkezli otel zincirlerinden birinin A grubu tedarikçisiyiz. ‘Stratejik partner’ deniyor buna. Bu şu demek onların bütün otellerine sipariş alıp doğrudan doğruya hizmet üretiyoruz. Bu şekilde hem ara distribütör maliyeti, süreleri de kalktığı için hız ve büyük oranda da ekonomi sağlıyor. Bunun dışında iki firma daha yine Amerika kökenli iki büyük zincirin daha tedarikçisi olarak imzalarımızı attık. Bir de Fransa merkezli dünyanın en büyük zincirlerinden biri ile görüşme aşamasındayız.

Evinoks olarak misyon ve vizyonunuzdan bahseder misiniz?

Hedef, dünyada bir numara olmak. Bununla ilgili olarak Amerika New York’ta bir showroom açıldı. Birçok ürünümüzde hem Türkiye’de hem yurt dışında tasarım tescilli veya patent içeren ürünlerimiz var. Tabi dünyada bizim bu kadar çok emek vermemiz ve uğraşmamızın sebebi Türkiye’yi gelecek nesillere değer bırakabilmek. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı markalaşmak. Marka katma değer demektir. Örneğin Türkiye’nin ortalama 1,5 dolar gibi ihracat kilogram fiyatı var. Bizim ortalama ihracat kilogram fiyatımız, 11 dolar. Bunlar hep marka patentin getirdiği avantajları satarak ulaşabiliyorsunuz. Hedef, bu 11 doları 20 dolara çıkarmak. Bu sebeple ihracat çok öncelikli hedefimiz. Bu arada da kalite ve güven anlamında dünyada hiçbir hataya yer vermeyecek bir niteliğe ulaşmak istiyoruz.

“Dünyadaki 5 büyük firmadan biriyiz.”

 Bütün kazancımız, gelirimiz, her şeyimiz kendimize özel yaşantımıza harcamak yerine tamamen şirketimize harcıyoruz. Makinelerimiz son teknolojiye uygun. Birçok firmayı da gezdim, gördüm. Dünyadaki 5 büyük firmanın içerisindeyiz. Hatta o 5 firmalardan çok daha modern bir fabrikamız var. Hepsinden çok daha modern üretim makinelerimiz var. Robotlar kullanıyoruz. Bugün 4-0 denilen teknolojiyi içeren makinalar kullanılıyor ve sürekli bunları yeniliyoruz. Yani işin içinde patent ve buluşlar da ayrı bir değer ifade ediyor. Ama bunun alt yapısını sürekliliğini sağlayacak olan makine parkınız, sisteminiz kalite ve güvence ile ilgili, yaptığımız işletme ile ilgili çalışmalarımız. Hepsini hep bir taraftan yürütüyoruz. Çok yorucu fakat çok zevk aldığımız bir iş.

“Kafama koydum ve yaptım.”

Arkadaşlarıma da söylüyorum. Yani düşünün diyorum. Ben bir öğretmen çocuğuyum kafama bir şey koydum. Türkiye’de 1980 yılına kadar, 13 yıldır bunların hiç biri üretilmiyordu. Rahmetli Özal’ın turizm hamlesi ile beraber, otellerin yenilenmesi ve dışa açılması ile birlikte Türkiye’de ithal gelmeye başladı. Yahu ben bunları yaparım, ne var ki bunlarda. Deyip yola çıktık. Birçok yeri gezdik. Fuarlarda fotoğraflar çektik, broşürler topladık, onları masaya koyduk ve bir bir üretmeye başladık. Bugün 3400 çeşit otel restoran ve pastaneye dönük ürün üreten bir fabrikayız. Dünyada bu kadar çeşidi bir fabrikada, tekelde üreten başka bir rakibim yok. Bundan dolayı da çok şanslıyım. Çünkü önüm açık çok iyi biliyorum. Ben bunların hepsinin önüne geçeceğim. Tek sıkıntımız şu anda sanayici bir ülke imajına sahip olamamamız. Bu zaten bir iki firmanın çabasıyla olacak değil. Bütün firmaların bu çabayı hep beraber göstermesi gerekiyor. Hükümetlerin bu konuda her zaman için büyük desteklerle ve siyasi ilişkilerle desteklemeleri lazım ki Türkiye hak ettiği yere oturabilsin.

Sizin ‘Yaşayan Showroom’  ismiyle oluşturduğunuz Showroom’unuz var…

Evet, buranın alt katında. Elektrolüks firmasıyla part birliğimiz var. Biz onlara hem üretim yapıyoruz hem de Elektrolüks’ün Güney Marmara'da tanıtım ve dağıtım hizmetleriyle de ilgili belirli alanlarda çalışıyoruz. Yani endüstriyel mutfağın tümüyle ilgili değil çalışmalarımız. Örneğin fırın, hijyen, pişir, soğut tekniği gibi yeni tekniklerle otelciler, pastaneciler, restoran sahipleri ve çalışanları, aşçıları eğitiyoruz her ay periyodik olarak yaşayan showroom'umuzda bu deneyimleri Elektrolüks’ün şefleri ile birlikte uygulamalı olarak pişirerek, tadarak hem enerjiden hem hijyenden hem zamandan tasarruf sağlayan ürünlerin tanıtımına dönük eğitimler veriyoruz. Showroomun içinde bir pastaneyi komple görebilirsiniz. Bütün dekoruyla mutfak ürünlerini görebilirsiniz. Hemen hemen otel ve restoranla ilgili mobil hareketli ürünler ile ilgili arabalar, banket masaları, konferans sistemlerini canlı olarak modelleriyle seçebilmek, görebilmek, test edebilmek için büyük bir yer ayırdık. 600 M2 ‘lik bir showroom’muz var birde eğitim salonumuz var 50 kişilik buralarda verilen eğitime çok önem veriyoruz.

Müşterilerinizin sizden en çok talep ettiği şeyler neler? Hangi üretimi daha çok yapıyorsunuz?

"Sanal Gerçeklik projesi ile Dünyada bir ilk gerçekleştireceğiz"

En üstün olduğumuz alan büfeler. Dünyada büfe konusunda en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün kategorilerde ürün üretebilen tek firmayız. Fiyatlarımız yönüyle çok rekabetçiyiz. Tasarım yönüyle çok güçlüyüz. Ağustos gibi gerçekleştireceğimiz dijital teknoloji ile ilgili çok enteresan bir çalışma içindeyiz. Dünyada hiç bir firmada olmayan çalışma projemizi insanlar gözlük takıp yaşayarak görecekler. Yani ürünleri kendi tesislerinde kurulmuş gibi yaşayarak sanal gerçeklik gözlükleriyle deneyimleyecekler. Bunun üzerinde çalışıyoruz ve bunu dünyanın herhangi bir yerinede ulaştırabileceğiz. Zaten başka türlü inandırıcılık yaratamazsınız insanlara. Sadece görsel olarak Türkiye’de bir şey üretmiş olmanız yetmiyor. Bizim Bora Bora adasında bile ürünlerimiz var uçakla demonte gidiyor yerine monte ediyor ve siz onu bir bütün olarak görüyorsunuz. Yıllardır çalışıyoruz ve tek bir şikayet bile gelmedi. İsrail’de, Arabistan’da, Fransa’da, İtalya’da 25 tane İkea mağazasının servis hatlarını yaptık. Bu çok önemli bir şey. Partnerimiz Elektrolüks ile birlikte yaptık. Basında bunları çok anlatmadığımız için çok da bilinmiyor duyulmuyor ama gerçekten evinoks kendi alanında dünyada önde gelen bir firma. İnsanlar bu kadar çok çeşit ürünü nasıl yapıyorsunuz yönetiyorsunuz ve bunların çoğu da taahhüt firması contrackbussines dediğimiz projeleri hazırlar çizersiniz ondan sonra da 3 5 ay proje çalışması olur en fazla 2 3 ay içerisinde de üretilip yerine montaj yapılması söz konusu olur yani düşünün 7 tır malzeme gidiyor bu 7 tır malzemenin 2 tane süpervizörünü gönderdiğin zaman en fazla iki kişi ile oradan yardım aldıkları zaman bir hafta içinde tüm malzemeleri yerine kurar, dört dörtlük teslim eder ve çıkarız.

Bazı mobilya firmaları özellikle ihracat yapan mobilyafirmaları yurt dışına gönderdiği ürünleri ile yurt içinde dağıtım yaptıkları ürünleri arasında farklar olduğu gözlemleniyor. Yani yurt dışına daha kaliteli mallar üretmiş ama yurt içindekiler ona nazaran daha az kaliteli…

Bu kurumsal bir firma için hiç doğru bir şey değil. Bir kurumun içinde iki ayrı kalitede ürün olmaz. İki markayla 2-3 farklı kategoride farklı seviyede fiyatlar olan, farklı katmanlar da ürün gamınız olabilir bizde de var. Mesela bizim 4 çeşit ahşap araba modelimiz var ama bu 4 çeşidin içinde kendi içinde de bunlar 10-15 çeşit arabayı oluşturuyor. Yani 50-60 tane ahşap arabamız var. Tüm bunların 4L seviyesi de var, ucuz araba seviyesi,orta araba seviyesi, yüksek pahalı, birde gold seri dediğimiz en pahalı araba serisi de. Şimdi bu kalite anlamında kalite kriterlerinden fedakarlık edilerek yapılmış bir şey değil. Tamemen tasarımla ilgili. Üründe kullanılan malzemenin azlığı çokluğu vs. ile ilgili. Hepsi yine aynı güvenliği ve hizmeti sağlayan şeyler ama katma değeri yüksek ürünlerde fiyat daha yüksek, diğerlerinde daha az. Bunu yapabilirsiniz ama bir işletmenin içinde eğer farklı kalite anlayışı ile üretim yaptırarak içerdekilere ucuz uyduruk, dışardakilere detaylı ve kaliteli mallar yapalım derseniz bu işletme içinde hiç bir zaman güveni sağlayamazsınız. Yurtdışına yaptığınız işlerde de bu başarıyı sağlayamazsınız.

 

Sizin ve sizin gibi firmaların yaşadığı en büyük problemler nedir ?

"Markalaşmak için ciddi emek ve hırs gerektiriyor"

Haksız rekabet yapan Çin Hindistan vs. gibi ülkeler. Bir kere hem korumacılık duvarları hala çok yüksek bize karşı ama biz onlara karşı hiçbir şey uygulamıyoruz. En azından bana gümrük duvarı uygulayana benim de uygulamam lazım. Serbest ticaret anlaşmalarımızı ilgili potansiyel Pazar olan ülkelerle yapabilmemiz lazım. Avrupa birliğinin bu konudaki önlemlerini kesinlikle reddetmek lazım. Üçüncü olarak bu saydığım hakların korunmasıyla ilgili kurumların kurulması lazım. Bu kurum Türkiye gümrüklerinde kurulmalı ondan sonrada benim potansiyel ülkelerle ilgili ülkemin en çok ihracat yaptığı ülkelere dönük belki bu tür hukuksal kurallar koyup gözetmenler tarafınca bizleri marka patent tasarım tescili gibi olan hakları hukukları koruyacak kurumların oluşturulması lazım ki bize çok ciddi işler düşmesin yoksa savunamayız biz. Onun dışında o ülkelerde ayrıca bide sübvansiyon var. Sübvansiyon ne demek?  Yani siz örneğin alüminyumun kg'ını 8 Euro’dan alıyorsunuz, dünya borsaları böyle adamın ülkesinde de 8 Euro fakat devlet sübvansiyon uyguluyor. Nasıl sübvansiyon uyguluyor 8 Euro yerine 6 Euro’dan alıyor Çin yapıyor bunu kendi sanayicisini ucuz ham madde tedarik ediyor. Çok büyük toplu alımlarla dünya pazarında rakamları aşağı çekiyor alırken içerde de satarken ucuz veriyor. İhracat yaparsa birde ekstra vergi iadeleri veriyor ve hem maliyetten hem işçilikten hem gümrük duvarlarından hem de bide böyle sübvansiyonla ilgili üretim maliyetlerinin girdilerini düşürmesinde ayrıca hem ucuzlar hem bide bunları uyguluyorlar yapıyorlar bütün bunları aşmak zor iş yani hakikatten zor iş ben ihracatçı arkadaşlarımızı kutluyorum hele de üretimden ihracat yapan arkadaşlarımız fevkalade sanayici makineci gibi böyle servis gerektiren uzun ömürlü cihaz üreten beyaz eşyacı arkadaşlarımızın oralarda tutunup markalaşmaları gerçekten ciddi emekler ve hırs gerektiriyor. Başka bir şeyi yok yani sevda memleket sevdası diyelim genel olarak.

Röportaj: Begüm Gülşah Aktaş

Fotoğraf: Hüseyin Çetin

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<