Şeker Fabrikalarına ne olacak ?

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik tartışmalar sürerken Türkiye’nin ilk iki Şeker Fabrikasından biri olan Uşak Nuri Şeker Fabrikasını ziyaret ettik.

Şeker Fabrikalarına ne olacak ?
- A +

Resmi Gazete’de yayımlanan, “Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanmıştır” ifadesinden sonra tartışmanın alevlendiği konu hakkında Şeker Fabrikaları özelleşiyor mu? Fabrikalar özelleşince neler olacak? Peki söz konusu fabrikalar kapanacaklar mı? Şeker Fabrikası çalışanları işsiz mi kalacak? Şeklindeki sorular sorulmaya devam ederken Rekabet.net Türkiye’de kurulan ilk iki şeker fabrikadan birisi olarak bilinen ve temeli ilk atılan Uşak Nuri Şeker Şeker fabrikasını ziyaret etti. Bu tarihi fabrikanın ne zaman ve nasıl kurulduğu, nasıl faaliyet gösterdiği ve şeker fabrikalarının tarihi ile özellikleri hakkında bilgi aldık.

Ziyaretimizde bize eşlik eden Şeker-İş Sendikası Şube Başkanı Yaşar Taylan son günlerin tartışmalı özelleşme konusu ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu.

1926’dan günümüze hizmet vermeye devam eden Uşak Nuri Şeker şeker fabrikası, Trakya’da bulunan Alpullu şeker fabrikası ile beraber ilk olma özelliği ile dikkat çekiyor.

1933-34 yıllarında Türkiye’de  yeni şeker fabrikaları kurulmaya devam ederken, önce Eskişehir ardından Tokat’ın Turhal ilçesinde şeker fabrikaları kurularak hizmet vermeye başlıyor. 1950li yıllara kadar ülke 4 fabrika ile şeker ihtiyacını karşılıyor. 1950’li yıllarda şeker fabrikalarının kurulması fikri gerçekleştirilmeye başlandı. Konu hakkında bilgi ve tecrübe yetersizliği yaşayan ülke yurtdışından ( Almanya, Fransa, Danimarka, İsveç gibi..) yardım alarak Balıkesir, Kütahya, Konya, Kayseri, Amasya, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Malatya gibi bir çok şehirde yeni şeker fabrikaları ile hizmet vermeye başladı.

Türk şeker sanayisinde bir milat olarak kabul edilen Afyon şeker fabrikası 1975 yılında temeli atılarak 1977 yılında üretime başladı. Afyon şeker fabrikası Türk mühendis ve işçisinin yerli malzeme kullanarak ve montajını yaparak işletmesini aldığı ilk fabrika olması ile Türk şeker sanayisi açısından en önemli atılımlardan biri olarak kabul ediliyor. Yurtdışından destek alınmadan oluşturulan ilk fabrika olması dolayısıyla bir takım sıkıntılar ile karşılaşan fabrika’ da ( istenilen kapasiteye ulaşamama, sık sık yaşanan arızalar gibi...) tecrübe kazanan Türk mühendisler ve işçiler daha sonra kurulan fabrikalarda bu tecrübelerini kullanarak diğer fabrikaların bu tür sıkıntılar yaşamasına engel olan unsur olmuştur.

1980’li yıllara gelindiğinde Muş, Ağrı, Elbistan ve 2000’lerde en son Kırşehir ve Yozgat’ta şeker fabrikaları faaliyete geçti.

1992 yılında Özbekistan hükümeti ile Türkiye arasında Özbekistan’da bilgisayar destekli tam otomasyonlu bir şeker fabrikası kurulması ile ilgili fikir, Yüksel İnşaat firması ve Türk-Şeker’in ihaleye girip kazanmasının ardından imzalanan anlaşma ile çalışmalara başlandı. 1998 yılında 95 usta ve işçi, 15 mühendis olmak üzere 110 kişi ile fabrika devreye alındı. Türkiye, yurtdışına fabrika yapan ve işçisini oraya göndererek dönemin konu ile ilgili bilgi birikimi ve tecrübeye sahip en önemli ülkelerinden biri olmuştur. Uluslararası holdingleri rahatsız eden bu başarı sonrası dış güçlerin etkisi nedenli olduğu düşünülen sebeplerden dolayı çalışmalar devamlılığını sağlayamadı.

Günümüzde devlete ait 25, özel sektör olarak çalışmalarını sürdüren 8 fabrika ile toplam 33 şeker fabrikası üretim yapmaya devam ediyor.50li yıllarda yapılan fabrikalar içerisinde Konya, Kayseri, Kütahya, Amasya ve Adapazarı’nda yöre halkı fabrikalara ortak olmak istemiş ve gençlere yeni fabrikalarda istihdam oluşurulması düşüncesi ile halk hisse satın almıştır. Bu durum sonrası Türk Ticaret kurallarınca o fabrikalar ayrı yönetim kurulları olan, ayrı anonim şirketler olarak oluştu.

Uşak Nuri Şeker Şeker Fabrikası detaylı tarihçe >>> http://www.turkseker.gov.tr/tarihce.aspx

Özelleştirme kararı çerçevesinde 14 şeker fabrikasının satılması için çalışmalara başlandı. Bu fabrikaların satışına karşı çıkanlar arasında ilk özelleştirme paketinde bulunmayan ancak üretiminin düşürülmesi nedeniyle “sırasını bekleyen” Uşak Şeker Fabrikası’nın çalışanları ve Uşak halkı da bulunuyor.

 “Şeker mücadelesi buradan başladı, şekere karşı özelleştirme mücadelesi de buradan başlayacak” diyen Uşaklılar, sıranın kendilerine gelmesini beklemeden direnişe başladı. Kentte Şeker-İş Sendikası tarafından başlatılan ancak daha sonra pek çok siyasi parti ve demokratik kitle örgütü tarafından sahiplenilen imza kampanyasına yüz binin üzerinde yurttaştan destek gelirken pancar çiftçilerinin yaşadığı köylerde, “Özelleştirmeler ne götürür” konulu panellerin hazırlıklarına da başlandı.

Uşak Nuri Şeker şeker fabrikası ziyaretimizde bize eşlik eden Şeker-İş Sendikası Şube Başkanı Yaşar Taylan fabrikada mevsimlik işçi olarak 25 yıldır çalıştığını dile getirerek Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusundan duydukları kaygıları dile getirdi.

“Şeker fabrikasının sorunlarını biliyoruz, çözüm noktasını da biliyoruz fakat ne sorunlarda ne de çözüm noktasında bizi dinlemiyorlar.  Şeker fabrikalarının geleceğini siyasiler belirliyor bürokratlar belirlemiyor maalesef.” şeklinde konuşan Taylan’a özelleştirme konusunun detaylarını sorduk…

Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilmesi konusu gündemi epey meşgul ederken konunun tam ortasında olan sizler neler söylemek istersiniz ?

Türkiye’deki 25 kamu fabrikasının içerisinde 14 şeker fabrikası özelleştiriliyor. Bu 14 şeker fabrikasının içerisinde Uşak şeker fabrikası yok ama fabrikamızın bu 14 fabrika arasında yer almaması onunla ilgili kaygılanmamamızı gerektirecek bir durum ortaya çıkarmıyor. Çünkü kaygılarımız devam etmeli. Satışı gerçekleştirecek 14 fabrikanın en az 10 tanesi şuan şeker sektörünün Türk şekerinin lokomotifi diyebileceğimiz fabrikalar. Onların içerisinde başta Ilgın, Bor, Afyon, Burdur, Muş gibi fabrikalar var eğer siz lokomotifleri satarsanız geride kalanlar çürümeye terk edilir. Geride kalan 10 tane fabrikanın yaklaşık 4 tanesi fabrika olarak satılmasa dahi arsa bedeli çok yüksek olan fabrikalar. Şehir merkezinde kalmış olan fabrikalar. Bu alanlar daha sonra kamuya açılacak ve bu daha da tehlikeli bir durum, fabrikalar özelleşse bile üreticiye ya da çiftçiye ve yahut o bölge halkına hizmet etmeye devam ediyorsa bunda bir sıkıntı yok. Ama biz idda ediyoruz,  bu şekilde bir satışın sonu şeker fabrikalarının çoğunun üretim alanından çekilmesine neden olur. Bursa çevresine dev bir Amerikan şirketi yatırım yaptı ve hangi iktidar olursa olsun bütün iktidar döneminde bu firma gücünü kullanıyor. Çok ciddi lobiler yapıyor ve kararlar çıkarttırıyor, şeker sektörü üzerinde uygulamalar yaptırtıyor. Örneğin; Nişasta bazlı şekerin kotasını %5’lere çekileceği ile ilgili bir çalışma var. Aynı meclis aynı hükümet bunu %15lere de çıkarıyor bunda da bir sıkıntı var. Karşınızdaki güç dev bir firma. Bugün şeker fabrikalarının özelleşirilmesi ile ilgili kamuoyunda yaratılan tartışmalarda, ortaya atılan fikirlerde, olumlu olumsuz tartışmalarda hep karşımızda cevap veren taraf Amerikan firması çıkıyor. Aslında bizim muhattabımız o firma değil ama kendisini muhattap olarak alıyor. Neden alıyor ? Çünkü sektörün yok olması onun işine geliyor. Sektördeki pancar şekeri üretimi onun işine geliyor çünkü onun pazarı biraz daha genişleyecek. Bir Tv programında bu firmanın Ceo’sunun çıkıpta biz bu ülkeye ek yatırım olarak 500 milyon dolar yatırım yaptık bunun bir bedeli olacak dediğini de hatırlatayım.

İşçilerden bahsedecek olursak…

İşçi bu halkanın en küçük ayağı. Uşak şeker fabrikasından söz edelim; burada kamu işçisi daimi ve mevsimlik olarak 210 kişi. 210 kişinin 135 kişisinin de aşağı yukarı emekliliği gelmiş. Geriye 70-80 kişi gibi bir rakam kalıyor bu 70-80 kişide 2 tane büyük Organize Sanayi Bölgesi olan bir şehirde eritirsiniz. Ama sorun o değil. Sorun işçi meselesi değil. Sorun bu bölgenin bir çiftçisi var. Biz 5 ile 11 ilçeye 80i aşkın köye hitap ediyoruz.  Bu bölgede pancar tohumu ile yok olacak, mağduriyet yaşayacak bir çiftçi kitlesi var. Onun hemen yanında bir taşıyıcı var 5 tane taşıyıcılar kooperatifi 4 ay süreyle aralıksız buraya pancar taşıyor ve bu insanlar işsiz kalacak. Bunun dışında bölge esnafı, üretici, besici bu şirketin ürettiği pancardan, yan ürünler de nem alıyor. Paydaşları çok fazla bu sektörün. Yani siz sadece küçücük bir işletmeyi alıp, satıp, kapatıp ya da kenarda bu işi çözmüyorsunuz. Bu tür işletmeler, yapı ve kapasite itibari ile zarar ediyor gibi gözükebilir. Ama devletin işi kar elde etmek değildir. Devlet kar amaçlı bir işletme kurmaz. İstihdam amaçlı bir işletme kurar. Kaldı ki bu tür işletmeler ehli insanlara verilirse, onlara bırakılırsa yani eğer bu iş birazda bireysel çalışmaya bırakılırsa bu tür işletmeler kendi kapasitesine göre bile zarar elde etmeyecektir.

Şeker fabrikalarının havuz sistemi ile çalıştığı biliniyor… ?

Bizde havuz sistemi var 25 tane kamu fabrikasının 5 tanesi pancar tarımının yapılmamasından dolayı zarar ediyor. 5 Fabrika 25 fabrikanın %20sinin oluşturuyor. Bu fabrikalar zarar ediyorsa zaten sizin kar elde etmeniz mümkün olmayacak ki. Bu nedenle ben havuz sistemini doğru bulmuyorum. Bizim 90 ile 120 gün arasında verimli olan bir kampanya dönemimiz var bizde bunu kendi ilimizde kendi fabrikamızda çok mükemmel şekilde uzun yıllardır gerçekleştiriyoruz. Yani 90 gün ile 120 gün arasında sürekli olan devam eden bir kampanyamız oluyor. Kendi hammaddemizi kendi bölgemizden sağlıyoruz ve bu bize yetiyor. Şeker fabrikalarının kapatılıyor olması, elden çıkarılıyor olması, satışı diyoruz ama aslında bu tür fabrikalar çalışmayacaktır. Çünkü özelleşme olduğunda ayakta kalma şansları çok zor bunun için buraların istihdamının devam etmesi lazım.

Şeker fabrikaları neden özelleştirilmek isteniyor, çözüm alternatifi yokmu bunun?

Devlet bu hantal yapıdan kurtulmak istiyorum diyor, hantal yapı olarak görüyor. Ya da ben şeker sektöründen çıkmak istiyorum diyor o zaman şöyle yapacak çağıracak bölge iş adamlarını, çiftçi kuruluşunu ve kooperatifleşmeye gidilecek. Bakın Almanya’da özelleştirme böyle yapılmış, Polonya’da şuan ki uygulama bu. Böyle bir çözüm ile yola çıkılabilir. Stratejik bir ürün olan şekerden devlet desteğini çekerse ithalata mahkum olur.

“Özelleştirme ile kar elde edilmez.”

Bu tehlikeli bir duruş burada milli ekonomi, milli endüstri, milli değer, milli gelir diyoruz kendi çiftçimizi, kendi fabrikalarında ürettiği ürünü biz terk etmeği düşünüyoruz böyle bir uygulama kabul edilir bir olay değil.  Çorum milletvekili Salim USLU; Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi yanlış, bürokratlar yanlış yönlendiriyor dedi evet doğruyu söyledi. Bugün özelleştirme dairesi üretim ayağı ile hiç bakmadı. Şirketin devamlılığı için küçük değişiklikler yaptı ama çok ciddi kalıcı şeyler yapılmıyor. Yani şirketin modernizasyonu çağımızın getirdiği yapıya bürünmesi sağlanmıyor.  Ilgın şeker fabrikasının olağan üstü fazla işçisi, taşeron sistemi var. Buna rağmen geçen sene bütün olumsuzluklara rağmen 30 işçi göndererek kar eden bir kuruluş. 33 trilyon TL net karı var. Fakat satış listesini ilk başında yer almaktadır. Devlet şeker fabrikalarını arazilerini işletmeleri satmakla inanın kar falan etmeyecektir. Ciddi bir şekilde istihdam boşluğu, çiftçide çöküş olacaktır.

“Sineye çekemeyiz”

Nakliyecilerin, beş farklı taşıyıcılar kooperatifinin ve pancar kooperatiflerinin de duruma tepkili olduklarını biliyoruz. Bizler siyasilerin oyuncağı olmak istemiyoruz. Çünkü şeker fabrikaları siyasilerin eline bırakılacak bir konu değildir. 1930’lu yıllarda hayal gibi görülecek ama sinemalar, spor salonları, stadyumlar yapıldı bu kente. Bunun nedeni de Uşak’ta bir şeker fabrikasının bulunmasıydı. Ayrıcalık olarak görülen bir sektörün nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve tatlandırıcılar yüzünden bitirilmesine tepkisiz kalamayız. Sineye çekemeyiz.

 

Haber-Röportaj: Begüm Gülşah Aktaş

Fotoğraf: Ahtam İbragimov , Uşak Nuri Şeker Şeker Fabrikası Arşiv

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<