Yeni dünya düzeninin ekonomik işaretleri-2


Yeni dünya düzeninin ayak izleri...



Bir önceki yazımızda  son dönemlerde  dünya ekonomisinde apansız ortaya çıkan  gelişmeleri ve bu işaretler  ışığında  dünyanın düzeninin nereye doğru  evrildiğini anlamaya çalışıyorduk.

Bu yazımızda da  yeni dünya düzeninin ayak izlerini takip etmeye  devam edeceğiz.

Şu anda  dünyada  yaşanan  sıkıntılı  sürecin  nedeni,  şu anda dünyanın  yaşadığı  tek kutuplu bir dünya düzeninin dinamiklerinde aranması gerekir.  

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yüzyılda yaşanan çift kutuplu dünya düzeni Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla  yıkıldığında, politik ve insani beklentilerin ötesinde ekonomik olarak  da dünya üzerinde var olan  gelir adaletsizliğinin giderilmesi,silahlanmanın azaltılması  ,iklim değişikliklerinin kontrol altına alınması, gibi evrensel beklentiler vardı. Uluslararası kurumlarında  bu beklentileri yerine getirmek için  güçlü bir destek  vereceği umulmakta idi. Berlin duvarının yıkılması  sonrasında insanlık  ikinci dünya savaşından beri hiç bu kadar umutlu olmamıştı.

Yeni ekonomik düzenin   beklentileri karşılamaktan uzak sonuçlar doğuracağını anlamak  için çok  vakit geçmedi.   Refahın  daha geniş kitlelere yayılması,  gelir adaletsizliğinin  giderilmesi  silahlanmanın  azaltılması, çevre kirliliğinin önlenmesi  gibi dünyanın  pek çok kesimini ilgilendiren  konularda  gerçek çözümler yerine  popülist yaklaşımlarla  beklentilerin  yok edilmesi  büyük umutların yerini büyük  hayal kırıklıklarına bırakmasına yol açmıştır.  

Tek kutuplu dünya düzeninin kontrolden çıkması ile   Aralarında Birleşmiş Milletler in Dünya Bankasının da olduğu  pek çok uluslararası kurum ve kuruluş da  şahsiyetini yitirerek  var oluş felsefelerini  inkar etmeye başlamıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin  5  daimi  üyesinin  kararları dünyanın hiçbir bölgesinde süren savaşları bitirememiş, insanlığa karşı işlenen suçları önleyememiştir. Dünya Bankası ve İMF gibi dünya ekonomisinin  patronu olan kurumlarda dünya ekonomik refahının tabana yayılmasında  başarısız olmuştur.  

Dünya Sağlık Örgütü gibi   bazı kurumlar da büyük  ilaç firmalarının  oyuncağı haline getirilerek insanlığa hizmetten  uzaklaşmışlardır.

Son derece hızla geçen kısa zaman  sonunda Dünya servetinin  %82 sinin dünya nüfusunun   %1 inin elinde toplanması, enerji kaynaklarının belli  odaklar tarafından kontrol edilmesi,  çevre kirliliğinin  önlenemeyen yükselişi,  silahlanmanın artması  , hortlayan emperyalizmin din ve  bölgesel  savaşlar ve medeniyetler  çatışması ile  kamufle edilmeye çalışılması  tek kutuplu dünya düzeninin  dünya hafızasından silinemeyecek  bakiyeleri olmuştur.

Bunun yanı sıra  ulusal sermayelerde , ulusal sınırları kaldırmasından sonra başladıkları  uluslararası yolculukta uğradıkları  her durakta  çok derin etkiler  bırakmaya başlamıştır. Jeo -ekonomik güç   hızla doğuya kaymasına paralel olarak jeo politik arenanın  sıklet merkezi de doğuya doğru kaymaya başlamıştır. Bu yeni durum konvansiyonel ekonomi odaklarında İstihdam  üretim ve vergi gelirlerinde de düşmeye yeni yatırımların ertelenmesine yol açtı.  Bu hiç beklenen ve hesaplanan bir durum değildi.

Dünya refahının artışına karşılık  ekonomik ahlaktaki çöküntü tek kutuplu dünya'nın ekonomik aktörleri kontrolden çıkmaya  başlamışlardır. 

Diğer yandan da son yıllarda çift kutuplu dünya düzeni yerine monte edilmeye çalışılan tek kutuplu dünya düzeninde  liderin   koltuğu dolduramaması nedeniyle  farklı arayışlar başladı.

Bunun bir kısmı S.Huntington’un  Medeniyetler çatışması isimli eserinde de belirttiği üzere  din,ırk ve kültür çatışmalarının derinleştirerek aşırı totoliter rejimlere  yönelmek  şeklinde  ortaya çıkarken Diğer kısım arayışlar ise   yeni para, yeni ekonomik başkentler ve yeni ekonomik   ittifaklar  ve dinamikler  yaratmaya çalışmaktadır.

Ekonomik aktörlerin de   pompaladığı totoliter rejimlere yönelerek popülizm kaynaklı çözüm arayışlarının  hiçbir zaman başarılı olamadığı yaşanan   2 dünya savaşı ve pek çok bölgesel savaşla ispatlanmıştır .Buna rağmen  Klasik  gelişmiş ülkelerde  seçmenin bu değişime tepkisi aşırı sağcıları daha da  güçlendirerek ulusal  parlemanto aritmetiklerinin değişmesine yol açmak şeklinde olmuştur.  Ulusal parlamentolardaki değişim  aralarında A.B. nin bulunduğu  bölgesel birlikteliklerin  politikalarında patinajlar başlattı. Hatta bu güne kadar savunula gelen insan hakları,sosyal adalet, ırkçılığın  reddedilmesi    gibi kavramların  arka plana atılarak  toplumların totoliterleşme eğilimleri kaşındı. 

A.B.D. ve A.B ye dahil pek çok ülke   değişen  jeo ekonomik ve eko politik  güç kayıplarını  bölgesel  sorunları daha fazla kaşıyarak  başta silah ihracatı ve nüfuz ihracatını arttırarak  dengelemeye çalışılmaktadır. Bu değişim  ve yeni doğan ekonomik milliyetçilik,  gelişmiş ülkelerin karşılıklı bağımlı ekonomik  bağımlılıklarının doğurduğu ‘’birlikte kaybetme ‘’pratiğini doğuracak bir kalkınma modeline  dönüşmüştür.

Tototliterleşmenin silahı ise belli ekonomik savaş yada savaş tehdidi !

Okyanusun  diğer yakasındaki dünyadaki  ekonomik liberalizmin   hami  si de   bu özelliğini terk ederek  hızla  içe doğru kapanmaya başladı. Öyle ki  dünyadaki yatırımları  eve  döndürmek için   kendi müteşebbisine vergilerin arttırılması silahını bile doğrultabildi. Buna itiraz eden üçüncü devletlere( kişilere) ise ticaret savaşları silahı çoktan çekilmiş bile 

Bağlı olarak Bir ucu ortadoğuda diğer ucu  Kore yarım adasında ortası Ukraynada  geniş br coğrafya üzerinden ilk uyarılar geldi bile .Örtülüsü,açığı,düşük yoğunluklu olanı yüksek yoğunluklu olanı, bölgesel olanı  genel olanı  derken ekonomik savaşın tek bir  mesajı vardı  Düzeni bozmayın!!

Ancak bu  önlemlerin  çok fazla işe yaramadığı  2 dünya savaşı ve pek çok bölgesel savaş ile ispatlanmıştır.

Dünyanın içinde bulunduğu bu zor   süreçte totoliterleşmeden  dünya refahının  adaletli şekilde dağıtılmasının yanı sıra   insanlığın beklentilerinin karşılanması arayışı  düşe kalka da  olsa devam edecektir. Yeni dönemin ekonomik  işaretleri arasında belki de en umut vereni bu olsa gerek.

<