Türk İstiklal Savaşı’nda Ekonomik Sıkıntılar (12)
Dış Ülkelerden Yapılan Para ve Silah Yardımları (d)
Hint Müslümanlarının Yardımı


Mustafa Kemal Paşa, Hindistan Hilafet Komitesi’nin gönderdiği paraları gerektiğinde geri göndermeyi düşünmüştü…



V. Mehmet Reşat’ın 13 Kasım 1914 günü yaptığı cihat ilanına rağmen savaşı yalnızca Anadolu ve Rumeli Türkleri yürüttü. Güney Arapları, İngiltere yanında Osmanlıya isyana kalkarken, Çanakkale’de sömürgelerden getirilen Müslümanlar İngiltere ve Fransa saflarında savaştı.

Halifenin bulunduğu İstanbul’un ve Anadolu’nun işgal edilmesi ve halkın acımasız muamele görmesi, Hint Müslümanlarının karşı gösterilerine yol açtı. Dernekler kurularak İngiltere’ye baskı yapıldı.

Hindistan İslam Cemiyeti, 5 Ocak 1921’de Lloyd George’a verdikleri muhtırada: “Londra, Türk meselesinin bir İslam meselesi olduğunu unutmamalıdır. Yüzyıllardır İslam’ın gururu onların elindeydi, bu şeref için şehit verdiler. Şimdi de Anadolu’da yaşlı-genç, kadın- erkek demeden aynı mücadeleye hazırlanmaktadırlar” deniliyordu.

Hint Müslümanlarının lideri Mevlana Mehmet Ali Han, Anadolu’ya maddi yardımda bulunmak için bir yardım komitesi kurdu ve para toplanmaya başlandı.

Hint Müslümanlarının iyi niyeti İngilizler tarafından casusluk amacıyla istismar edildi. Toplanan paraların Dr. Frew’e teslim edildiğine dair Ali Han’ın açıklamaları vardı. Halbuki Dr. Frew İngiliz casusuydu. Hint yardımını görüşmek adı altında İngilizler tarafından özel görevle Ankara’ya gönderilen Hintli Mustafa Tagir,  Mustafa Kemal Paşa’ya karşı suikast yapacağına dair yazışmaları ele geçirilince Samanpazarı’nda idam edildi.

Halifenin bulunduğu İstanbul’un işgali ile Güney Asya Müslümanlarının kıpırdanmaları artmıştı. İngiliz makamlarına dilekçe yağdırıldı, muhtıralar sunuldu, toplantılar, mitingler düzenlendi.


   Pakistan’ın Kurucusu Muhammet Ali Cinnah ve Gandi (Bombay-1914)

Merkezi Bombay’da bulunan Hindistan Hilafet Komitesi’nin açmış olduğu yardım kampanyası, Hint Müslümanları arasında, özellikle fakir ve orta sınıflar arasında ilgiyle karşılanmıştı. Bu şekilde, Hint Müslümanlarının yardımı olarak Ankara’ya ulaştırılan para miktarı 125.000 İngiliz ‘lirasına’ ulaşmaktaydı. Aslında yapılan bağışın daha fazla olduğu, fakat Türkiye’ye gelinceye kadar kayıplara uğradığı söylenmektedir ki, bunu tespit etmek mümkün görülmemektedir.

Bazı kaynaklarda Hint Hilafet Komitesi aracılığıyla topladıkları ve Türk İstiklal Savaşı’na yardım olarak gönderdikleri 675 000 lira ile diğer Hint Müslümanlarından gelen 380 000 liradan da söz edilmektedir. Ancak bu para tutarları bir belgeye dayanmamaktadır.

Mustafa Kemal Paşa’yı “İslam’ın Kılıcı” diye niteleyen Hint Müslümanlarının beklentisi halifeliğin esaretten kurtarılmasıydı. Ancak acı tecrübeler yaşanmıştı. TBMM’ye karşı çıkarılan isyanlar “Kuvayi Muhammediye”, “Hilafet Ordusu” adı altında yapılmıştı. İstanbul’dan yayımlanan fetvalar, bildiriler Yunan ve İngiliz uçaklarıyla Anadolu’da dağıtılırken, halk Millî Mücadele’den soğutulmak hatta düşman edilmek istenmişti.


Atatürk baştan beri Cumhuriyetçiydi ve Halifeliğin kaldırılması düşüncesindeydi. Halifelik tarihi şartların bir sonucu olarak Hz. Muhammed’in vefatı sonrası ortaya çıkan bir “devlet başkanlığı” makamıydı. Peygamber vekilliği değildi. Peygamberlik ve vahiy sona ermişti. Peygamberlik vekâleten yürütülecek bir kurum değildi. Halifelik makamına tarihsel süreçte  “Allah Vekili”, “Peygamber Vekili” gibi İslam’da yeri olmayan sıfatlar yüklendi. İslam âleminin koruyucusu olarak nitelendirildi.

Tarihsel süreçte ‘halifelik’ birleştiren değil ayrıştıran bir kuruma dönüştüğü gibi, yüzyıllardır tarihsel sorumluluğunu yerine getirmek gücünden yoksun kalmıştı. Milletler egemenlik hakkını kişilere kullandırmak yerine, kendisi kullanmak isterse, İslam açısından hiçbir sakınca söz konusu değildi. İslam, bir devlet modeli öngörmüyordu, yöneticilerden adalet ve işlerin istişare ile yürütülmesini istiyordu.

20 Yüzyılın ilk çeyreğinde heyûle gibi, makamda oturan bir Halife değil, halkı Müslüman olan ülkeler arasında oluşturulacak kurumlar ve işbirliği örgütleri gerekiyordu. İslam ülkeleri bağımsızlıklarını elde etmeli, ekonomik, siyasi, askeri işbirliği içinde olmalıydılar.

Halifelik makamının artık tarihi bir hatıradan ibaret olması gerekiyordu. Türkiye, halifelik makamının gereklerini yerini getirecek ne askeri ne de ekonomik güce sahipti. Türkiye savaş sonrası yaralarını sarmak, yüzyılların ihmali sonucu oluşan geri kalmışlığını yenmek zorundaydı. Türk milletinin mutluluğunu ve refahını sağlamak öncelik taşıyordu.

Günümüzde İslam İşbirliği, İslam konferansı gibi örgütler maalesef bu dayanışmayı somut olarak ortaya koyamamaktadır. 60 kadar İslam ülkesinin çoğu,  Batılı büyük devletlerin iradesi ve güdümü altında hareket etmektedir.

Hindistan Hilafet Komitesi’nin gönderdiği para yardımı, Maliye Bakanlığı’nın kayıtlarına ve hazineye girmemiş; Mustafa Kemal Paşa’nın emrinde durmuş ve Osmanlı Bankası’nda muhafaza edilmiştir. Türk İstiklal Savaşı’nın büyük hazırlık döneminde, mali sıkıntılara rağmen bu paraya el sürülmemiştir. Büyük Taarruz öncesinde mali imkanlar tükenince MSB Kazım Özalp ve Maliye Bakanı Hasan Fehmi Bey, bu parayı kullanmak istediler. Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle para geçici olarak Maliye bakanlığına aktarıldı. Paranın bir kısmı ordu ihtiyaçlarında kullanılmış, bir kısmı ise Yunanlıların yakıp yıktığı köylerin feci halini bizzat gören Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle halka dağıtılmıştır. Büyük zaferden sonra Hint Yardımı olan bu paranın harcanmış olan tutarı, Maliye Bakanlığı tarafından iade edilmiştir. Sonuçta paranın tamamı Osmanlı Bankası’ndaki bir hesapta topluca muhafaza edilmiştir.

Atatürk’ün, Hint Müslümanlarının gönderdiği parayı kullanmakta tereddüt gösterdiği anlaşılmaktadır.

Mustafa Kemal Paşa, halifeliği kaldıracağı zaman Hint Müslümanlarının gönderdikleri paraların amaç dışında kullanıldığı yolunda ileriye sürebilecek itirazları hesaba katarak, ihtiyatlı davranmak istemiştir.

Mustafa Kemal Paşa, Hindistan Hilafet Komitesi’nin gönderdiği paraları gerektiğinde geri göndermeyi düşünmüştü. Söz konusu para, savaş sonrası Türkiye’nin ekonomik hayatında büyük hizmetleri ve katkıları görülecek olan Türkiye İş Bankası’nın kuruluş sermayesi kapsamında kullanılmıştır.

Zor günümüzde Türkiye’ye destek olan Hint Müslümanları, bugün Pakistan ve Bangladeş’te yaşayan kardeşlerimizim atalarıdır. Kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Türkiye ise bu iki ülkeyi kardeş bilmiş, her ihtiyaçları olduğunda maddi ve manevi yanlarında olmuştur.

(Salim Cöhçe, “Türk İstiklal Savaşı ve Hindistan Müslümanları”, Atam Dergisi, Mart 1997, S.37, s.77-88; Alptekin Müderrisoğlu, Kurtuluş Savaşı’nın Malî Kaynakları, Atam, Ankara,1990: Barış Doster, Atatürk, Türk dünyası ve Mazlum Milletler, Toplumsal dönüşüm Yay., İst., 2004.)

<