Karayoluyla uluslararası eşya taşınması ( CMR- TTK Karşılaştırmalı )


Uluslararası ticaretin artmasına paralel olarak gelişen karayolu ile yapılan taşımalar bu alandaki uluslararası hukuk çalışmalarının artmasına sebep olmuştur.



Uluslararası taşımacılık sektörü kamusal anlamda ülkemizin menfaatlerine ve dış ticaretine yönelik hizmet veren en önemli sektörlerden biridir. Uluslararası ticarette, öncelikle karayoluyla yapılan taşımalar önemli bir yere sahiptir. Uluslararası ticaretin artmasına paralel olarak gelişen karayolu ile yapılan taşımalar bu alandaki uluslararası hukuk çalışmalarının artmasına sebep olmuştur. Bu bakımdan ilk olarak, 1956 yılında Cenevre’de, “CMR (Convention Marchandises Routiers) “ olarak ifade  edilen, “Karayolu ile Uluslar arası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Antlaşma” olarak Türkçe’ye çevrilen, taşımaya ilişkin özel hukuk sorunlarının taraf ülkelerde yeknesak kurallara tabi olmasını amaçlayan bir konvansiyon hazırlanmıştır. CMR, bir malın uluslararası taşınması periyodunda göreceği zarar, ziyan, kayıp ve gecikmelerinden gönderici - taşıyıcı - alıcı arasındaki sorumlulukları saptayan, yükümlülükleri belirleyen bir konvansiyondur. Uluslararası karayoluyla eşya taşımalarına ilişkin kurallar bakımından ülkeler arasındaki farklılıkların giderilmesi amacıyla düzenlenmiş olan CMR, taraf ülkelerin taşıma hukuku kuralları açısından önemli bir yere sahiptir ve uluslararası taşıma sözleşmelerine uygulanacak temel kaynaktır. Konvansiyona 2009 yılı itibariyle 56 ülke taraf olmuştur. Taraf ülkelerin birinden diğer ülkelere eşya taşınması halinde diğer ülke konvansiyona taraf olsun veya olmasın, taşımacının milliyetine bakılmaksızın anlaşmada öngörülen ve taşımacıya yüklenen yükümlülükler geçerlidir. 1995 tarihi itibariyle Türkiye’nin CMR’ye taraf olması ile birlikte CMR hükümleri, kapsamına aldığı karayoluyla uluslararası eşya taşımaları bakımından bir iç hukuk düzenlemesi olarak uygulama alanı kazanmıştır. Bu bakımdan bu tarihten itibaren kural olarak karayoluyla eşya taşınmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta, uyuşmazlık konusu taşıma uluslararası nitelikte bir taşıma ise CMR, yurtiçi bir taşıma ise TTK hükümlerine tabi olacaktır ve taşıyıcının sorumluluğu bu hükümler dikkate alınarak tespit edilecektir.

Türk Hukukunda, karayolu ile eşya taşımacılığını düzenleyen başta Türk Ticaret Kanunu olmak üzere çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. CMR ise milletlerarası nitelikli kara taşımacılığına uygulanacak hükümleri düzenleyen uluslararası bir konvansiyondur. Türk hukuku bakımından CMR’ye taraf olunmasından itibaren, artık CMR kapsamına giren uyuşmazlıklarda sadece karayoluyla uluslararası eşya taşımacılığı gibi özel düzenleme (lex specialis) getirdiği için öncelikle CMR kuralları uygulama alanı bulacaktır. CMR’de, bu antlaşmada yer alan hükümlerin emredici nitelikte olduğu ve taraflarca değiştirilemeyeceği prensibi kabul edilmiştir. Bu bağlamda CMR’nin 41. maddesinde CMR kapsamına giren uyuşmazlıklarda tarafların CMR hükümlerine aykırı şartları kararlaştıramayacakları da hükme bağlanmıştır. Türkiye de bu antlaşmayı kabul etmiş olduğundan CMR’nin bu emredici niteliği Türk hukuku bakımından da bağlayıcı olmaktadır. CMR kapsamına giren bir uyuşmazlık hakkında CMR’de o uyuşmazlığa uygulanacak hüküm bulunmaması durumunda bu boşluğun doldurulması gerekmektedir. Bunun için de yetkili olan hukuk kurallarının tespiti gerekecektir.

CMR’nin bir uyuşmazlığın çözümünde uygulanabilmesi için gerekli şartlar antlaşmanın 1.maddesinde belirtilmiştir. Bu maddede, yükleme ve teslim yerlerinin iki ayrı ülkede bulunması ve bu ülkelerden en az birinin akit ülke olması halinde; tarafların ikametgahına ve milliyetine bakılmaksızın, ücret karşılığında yüklerin karadan taşınmasına ilişkin bütün sözleşmelere CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Buna göre bir taşıma ilişkisinin CMR kapsamında değerlendirilebilmesi için taşıma sözleşmesinden kaynaklanan bir borç ilişkisinin söz konusu olması, taşıma işinin bir ücret karşılığı yapılıyor olması, taşıma sözleşmesinin konusunun eşya taşımacılığı olması ve taşınacak olan bu eşyanın da CMR’nin kapsamı dışında bırakılmamış eşyalardan olması, taşımanın karayoluyla yapılması ve son olarak da yükleme ve teslim yerinin iki ayrı ülkede bulunması ve bu ülkelerden en az bir tanesinin CMR’ye taraf olan bir ülke olması gerekmektedir. İşte bu koşulların tümüne uygun olan bir taşıma artık CMR hükümlerine tabi olacaktır.

CMR 3. madde, "Bu sözleşmenin uygulanması bakımından taşımacı çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır." hükmünü taşımaktadır. 19. madde, hangi hallerde teslimde gecikmenin varlığından söz edilebileceğini "Yük kararlaştırılan zaman limiti içinde teslim edilmemiş ise veya kararlaştırılmış zaman limiti olmadığı hallerde, taşımanın normal süresi ve özellikle parçalı yüklerde tüm yükü bir araya getirmek için gerekli zaman, gayretli bir taşımacıya gerekli zamanı geçiyorsa teslimde gecikme var demektir." şeklinde açıklamıştır. 23/5. maddede, "Gecikme halinde hak sahibi zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat öder." hükmüne yer verilmiş; "İstem ve Davalar" başlıklı 30. maddenin 3. fıkrasında ise "Yük alıcının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durum yazılı olarak taşımacıya bildirilmemiş ise, teslimdeki gecikmeler için tazminat ödenmez." hükmü getirilmiştir.

Karayoluyla eşya taşımaları, Türk Ticaret Kanunu’nun 850-930. maddeleri arasında düzenlenmiştir[1]. Türk hukukunda taşıma sözleşmesi TTK m.856/2’de, taşıma senedi düzenlenmemiş olsa dahi tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile taşıma sözleşmesinin kurulacağının belirtilmesi, taşıma sözleşmesinin bir rızai akit olarak düzenlenmiş olduğunu göstermektedir. Taşıma sözleşmesinin kurulması için bu irade beyanlarının yanında eşyanın teslimi de gerekmektedir. Bu bakımdan eşyanın taşıyıcıya teslimi CMR m.4 ve m.5’e uygun olarak taşıma sözleşmesinin varlığına karine kabul edilmiştir.

Taşıyıcı ile gönderen arasındaki borç ilişkisi kaynağını taşıma sözleşmesinde bulur. Taşıma sözleşmelerinde başlıca iki edim bulunmaktadır. Taşıma ve ücret. Taşıyıcı, taraflarca kararlaştırılan şekilde eşyayı bir yerden bir başka yere götürme; gönderen/gönderilen ise ücret ödeme borcu altına girmektedir. Belirtmek gerekir ki; CMR’ye göre taşıma sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına uygun yapılması da sözleşmenin geçerliliği için şart değildir. Bu nedenle taşıma sözleşmesinin düzenlenmemesi, senette yer alması gereken kayıtların bir kısmının bulunmaması CMR 4. maddede açıkça belirtildiği üzere taşıma sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini etkilemez[2]. Taşıma sözleşmesinde taşıyıcı, yükü (eşyayı) yükleme yerinden varma yerine kadar taşımak ve kendisini hak sahibi olduğunu ispatlayan gönderilene teslim etmekle yükümlüdür . Taşıyıcı aynı zamanda taşıma konusu malı kendi hakimiyetinde bulunduğu sürece korumak ve hasar ve ziyaya uğramamalarını sağlamakla yükümlüdür. Taşıyıcının, taşıma ve koruma dışında eşyanın varma yerine ulaştığını gönderilene bildirmek ve gönderilen eşyayı kabul etmek istemediği zaman da gönderileni haberdar etmek gibi yan borçları da vardır. Ayrıca taşıyıcı, taşıma borcunu belirli bir süre içinde yerine getirmelidir.

Uluslararası nitelikteki CMR belgesi, anlaşmasının hükümlerini kabul eden ülkelerce kullanılan bir karayolu taşıma belgesidir ve taşımanın CMR hükümlerine göre yapıldığını gösterir. Malların belirtilen şartlarla taşınmak üzere, iyi bir durumda teslim alındığını ve taşıma sözleşmesinin yapıldığını gösteren hukuki bir delildir. Malların mülkiyetini temsil etmez. Üç orijinal nüsha olarak düzenlenir, birisi yükletene verilir, ikincisi mallara eşlik eder, üçüncüsü de taşımacıda kalır.

 

[1] KARAYOLUYLA ULUSLARARASI EŞYA TAŞIMALARINDAN (CMR) DOĞAN HUKUKİ SORUMLULUK PROF. DR. MUSTAFA TOPALOĞLU,

[2] ULUSLARARASI KARAYOLUYLA EŞYA TAŞIMA SÖZLEŞMESİNE (CMR) GÖRE TAŞIYICININ GECİKMEDEN DOĞAN SORUMLULUĞU, Halit Çim, 2006

<