Çevre Kirliliği Ve Besinlere Etkisi


Dünya artan nüfusu ve azalan tarım alanları nedeniyle zor günlere doğru hızla koşuyor. Bilinçsiz yapılanma, tarım, sanayi, tüketim bu sonu hızlandırıyor.



Dünya artan nüfusu ve azalan tarım alanları nedeniyle zor günlere doğru hızla koşuyor. Bilinçsiz yapılanma, tarım, sanayi, tüketim bu sonu hızlandırıyor. Bilim insanları konuyu açıklamak ve bir an önce önlemlerini alabilmek için çabalıyor ve araştırmaların çarpıcı sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyorlar. Ben de bu çarpıcı gerçekleri okuyucu ile paylaşmak istiyorum.

Yapılan araştırmaların* sonuçlarına göre; fosil yakıt tüketimiyle atmosferde yükselen karbondioksit düzeyi, temel besinlerin besin değerlerini azaltıcı etki yarattığını gösteriyor. Milyonlarca insanın çinko ve protein yetersizliğine uğrayacağı ve bu yetersizlikten en çok yoksul kesimlerin etkileneceği söyleniyor.

*Harvard Üniversitesi T.H. Chan Kamu Sağlığı Okulu tarafından yapılan araştırmanın sonuçları, 27 Ağustos 2018 tarihinde Nature Climate Change adlı dergide yayınlandı.

Fosil yakıt tüketimi, atmosferde karbondioksit (CO2) yoğunluğunu artırmakta, dolayısıyla tarımda pirinç, buğday gibi tahılların daha az besin değeri içermesine neden olduğu saptanmış. 2050'li yıllarda bu temel besin kaynaklarındaki azalan besin öğelerinin, 175 milyon insanda çinko yetersizliği ve 122 milyon insanda protein yetersizliği yaratacağı söyleniyor. Öte yandan 1 milyardan daha çok kadın ve çocuğun yeterli demir kaynağına erişememesi nedeniyle anemi(kansızlık) ve benzer hastalık riskinin artacağı ifade ediliyor.

Isınma, besinlerin üretimi, hazırlanması ve pişirilmesinde kullanılan yakıtlar, otomobil kullanımı, seyahat konusundaki tercihler; beslenme açısından risk yaratmaya devem edecektir. Kullanılan besinlerin besin öğesi içerikleri azalmaya devam edecek toplumlar ve gelecek kuşakların sağlığı tehlikeye atılacaktır. Günümüz dünyasında 2 milyar insan besin yetersizliği sorunu ile karşı karşıyadır.

Atmosferde artan 400 ppm CO2 seviyesi, ürünlerdeki protein, demir ve çinko miktarının seviyesinde, % 3-17 aralığında azamaya neden olduğu araştırmalarla gösterilmiş.

Tüm dünyada 151 ülkeyi içeren detaylı bir analiz yapıldı ve 225 farklı besinde etkileri en yakın tahmin edebilmek için yaş ve cinsiyet parametreleri üzerinden gerekli besin alımı verileri oluşturuldu. İnsanlar, temel beslenmeyi genellile bitkilerden sağlıyorlar. Beslenme modellerinde, proteinin %63’ü, demirin %81’i ve çinkonun %68’i bitkisel besinlerden alınıyor.Tahıllar saf ve temiz enerji kaynağı olma özelliklerini sürdürüyorlar.

Karbondioksit (CO2) seviyesinin 550 ppm’e çıkması temel besinlerde yaratacağı olumsuz etki yüzünden, dünya nüfusunun %1,9’u çinko yetersizliği, %1,3’ü ise protein yetersizliği çekecek. Demir eksikliği riski altında bulunan 1.4 milyar doğurma yaşındaki kadın ve 5 yaş altı çocuğun demir eksikliği çekmesi olasılığı da artıyor.

Hindistan, Güney Asya, Güneydoğu Asya, Afrika ve Ortadoğu bu sorundan en çok etkilenecek coğrafyalar olarak tanımlanıyor. Ülkemizi bu coğrafyada görmemezlik edemeyiz. Dünyanın biyo-fiziksel dengesinin bozulması, sağlığımız ve yaşam kalitemizi önemli ölçüde tehlikeye attığını görebiliriz. Buna "mezarımızı kendimiz kazıyoruz" demek yanlış olmaz umarım.

Son söz: Fosil yakıt denilince aklımıza petrol ve ürünleri geliyor. Hayatımızın tam içinde Dünya nereye gidiyor?

<