BURSA’DAN DÜNYA’YA AÇILAN BAŞARI ÖYKÜSÜ

BURSA’DAN DÜNYA’YA AÇILAN BAŞARI ÖYKÜSÜ
- A +

1800’lü Yılların sonunda Osmanlı döneminde temelleri atılan, 1930 yılında ise “İPEKER” adını alarak Bursa’da önce ipek böcekçiliği ardından iplik üretimi ile Türkiye ve daha sonra Dünya tekstil sanayisinin önemli ismi olma yolundaki temellerini kendi elleriyle oluşturan İpeker ailesinin kumaş fabrikası olan asırlık İpeker firması, yüksek teknoloji ürünlerini dünyaca ünlü markalara satarak, modaya yön veren fikirleri dokuma, boya ve baskı koleksiyonlarında hayata geçirerek çevreye ve insana saygılı, üstün kalite ve hizmet felsefesi ile kendi alanında öncü kuruluşlardan bir tanesi olma özelliği taşıyor.

Kurulduğu günden bu yana faaliyetlerini aralıksız sürdürerek imza attıkları her projede adından sıkça söz ettiren Türkiye’nin en eski sanayi kuruluşlarından İpeker, bugün ayda 800 bin metre ile 1 milyon 200 bin metre arasında değişen aktif üretim hacimleri ve koleksiyonlarında dokuma, örgü, jakarlı dokuma kumaşlara yer vererek 100’e yakın aktif baskı altı kumaş ile çok zengin bir koleksiyon sunmaktadır. Bir çok boya ve baskı tekniğini bir arada sunabilen firma, ürettikleri kumaşları dünyaca ünlü moda markalarına satıyor. 1800'lerin sonunda Gaffarzade Mehmet Efendi tarafından kurulan firma bugün İnditex grubu( Zara Women, Massimo Dutti, Pull & Bear, Stradivarius…), Max Mara, Burberry ve Armani gibi uluslararası markalara kumaş satıyor. Son olarak geçtiğimiz yıl Avrupa Vejetaryen Birliği tarafından verilen ve en güvenilir vegan/vejetaryen ürün etiketi olarak kabul edilen V-Label Vegan sertifikasını alan dünyadaki ilk kumaş üreticisi ünvanını kazanan tekstil firmasının 4.kuşak temsilcisi  İhsan İpeker, ailenin inandığı şekilde üretimlerini etik, sosyal, ahlaki, ekonomik ve çevresel boyutuyla değerlendirip projeler geliştirdiklerini belirterek kapısında soyadlarının yazdığı sürece hiçbir şekilde yanlışa düşmeden ve örnek teşkil etmesi  gereken bi pozisyonda olduklarına inanarak projeler üretmeye devam edeceklerini belirten İpeker ile tarihi markanın hikayesini, çalışmalarını ve hedeflerini konuştuk.

İPEKER NE AMAÇLA, NE ZAMAN KURULMUŞTUR?

İpeker, 1800li yılların sonunda Osmanlı döneminde kurulmuş bir firma. Halen olduğu gibi yüzde yüz aile şirketi. O dönemde İpekyolu üzerinde bulunan Bursa’da, ipek böcekçiliği ve yetiştiriciliği ile başlayan aile, aslında Dağıstan’dan gelerek burada ipek böceği ve ipek böceği yumurtası ticareti yapmış. Bursa’ya yerleştikten sonra ipek böcekçiliği üretimi yapan aile ipek böceği kozasından yabancılara ihracat yapıyor. Bir jenerasyon diğerini takip ederken  ‘Neden ipliğini üretmiyoruz,sadece kozasını üretiyoruz ?’  fikri ile beraber 1920 senesine gelindiğinde Filatür tesisini kuruyorlar. 1930 yılında ilk kez dokumacılığı başlatıyorlar ve o dönem Türkiye’de olmayan tamamen İtalyan ve İsviçre tezgahlardan oluşan oldukça modern bir tesis ile dokuma tesisini hayata geçiriyorlar. 1940’a gelirken el baskıcılığına da geçilerek Jakarlı dokumalar devreye girmiş. Bunun paralelinde de işin baskı tarafı  gelişmeye başlamış ve ana fabrikanın yanında bir paralel fabrika daha ‘Sakarya İpek Fabrikası’  adı altında boya baskı işlemlerine başlanmış. 1950’ye gelirken tamamen kendi yumurtasını, kendi kozasını yetiştirip, kendi ipek ipliğini çekip bunu dokuyan ve üzerine baskı yapan tam entegre bir tesis ortaya çıkmış. 1960’lara kadar bu şekilde üretim devam etmiş. O günün lojistik şartları gibi birkaç unsur büyümeyi zorlaştırmaya başladığında Bursa’ya organize sanayi bölgesinin kurulması fikri ile beraber İpeker başından sonuna kadar bu projenin içerisinde fikrin destekleyerek hem öncülerinden olmak, hem de sanayi bölgesinde ki ilk 3 fabrikadan biri olmak suretiyle Bursa’nın ve Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi olan,  bugün içinde bulunduğumuz fabrikanın olduğu yerde ki projeye dahil olmuş. Yani bugün bulunduğumuz bu fabrika, organize sanayi bölgesinin ilk 3 fabrikasından bir tanesidir.  Dolayısıyla Türkiye’nin kurulmuş ilk organize sanayi bölgesindeki ilk 3 fabrikadan bir tanesi olma özelliğine sahiptir.

İPEKER HANGİ ALANLARDA FAALİYET GÖSTERİYOR?

“146 çeşit ürünü aynı fabrikada üretebilme kabiliyeti”

Şuanda tekstilde bayan modasına yönelik giyimlik kumaş üretiyoruz ve konfeksiyon bölümünde partnerlerimize hizmet veriyoruz. Bir çok yerde karıştırılıyor, konfeksiyon üretimi yapmıyoruz, tamamen kendi koleksiyonlarımızı üretiyoruz. Türkiye’ deki çoğu baskı ile uğraşan fabrikalar ile karşılaştırıldığında biz tamamen kendi koleksiyonlarımızı üretip kendi koleksiyonlarımızı dünyaya satan bir firmayız. Tabi bunu kendi içindeki ürün gamında çok çeşitlendirdik. Zaman içinde baktığınızda firmanın doğuşu ipek, bugün olmayan şey ipek.  Bu fabrikada özellikle son yıllardaki Vegan girişimi ile birlikte firmanın ipeksi özellikler taşıyan ama hayvaların hiç bir şekilde istismar edilmediği veya onlar üzerinden kazanç sağlanmadığı bir üretim şekli üzerine yoğunlaştık. Burada da ipeğe alternatif ürünler geliştiriyoruz. Bununla beraber sadece ipek harici, ipeksi ürünler demiyoruz tabi ki. Pamuklular, viskon , akrilik, sentetikler gibi yüzün üzerinde çok çeşitli ürünü aynı fabrikada üretebilme kabiliyeti ile rakiplerimizden ayrılıyoruz.

İHRACAT SAHASINDA İPEKER’İN ROLÜ NEDİR?

Aslında bizim ihracat serüvenimiz 1960’lı yıllarda başlıyor. Türkiye’nin kendi alanında ilk ihracat gerçekleştiren firmalarından bir tanesiyiz. İlk ihracatımız Fransa’ya 1960’lı yıllarda başlıyor. Devamında ise bugüne kadar dünyanın her noktasına sevkiyat gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyonu kendimizi markalaştırdığımız kumaşçılıkta ve bir yerde alt tedarikçi olmaktan çıktığımız yer 1995 senesiye beraber  Almanya’da Augsburg İpeker GmbH adı altında yüzde yüz İpeker ailesinin sahibi olduğu bir Alman şirketi ile ilk yurt dışı adımımızı markalaşma yolunda atmış olduk. İtalya Como’da bulunan bir ofisimiz var ve Avrupa yüksek moda ve teknolojik ürünlerini bu firma üzerinden sunuyoruz.  Özellikle moda dünyasını kapsayan Fransa’da ise bir ortaklığımız bulunuyor. Diğer ülkelerin bazılarında acente sistemi ile, bazılarında partner olma suretiyle yani malın ithalatını da beraber karşıladığımız, içerisinde bulunduğumuz farklı yapılar olmak üzere 52 ülkede aktif pazarlama ağımız bulunuyor.

İPEKER ASYA ORGANİZASYONU’NDAN BAHSEDER MİSİNİZ ?

İpeker Asya,  İpeker  İtalya Como şubemize bağlı yine İtalyan bir ekip tarafından operasyonları sürdürülen bir proje. Hep İpeker Asya denilince genelde firmalar bunu tedarik anlamında İpeker Asya olarak kullandığımızı zannediyorlar.  Halbuki tam tersi, bu bizim ihracat noktamız. Bundan aşağı yukarı 15-16 sene önce aldığımız Asya ülkelerini risk görmektense potansiyel olarak görme kararı ile ilgili yapılaşmaya başlandı. Bu yapılaşma ile birlikte markalaşmak çok önemliydi ve o gün itibariyle oradaki markaların hemen hepsi İtalyan markalardı. Geri kalanlar ise Fransız markalardı ve bir yerde Çin’e lüks ürün götürüp lüks satış yapmak istiyorsanız bunu Türkiye’den yapma imkanınız yoktu. Bizde bunu göz önünde bulundurarak projeyi İtalya üzerinden bir ekiple gerçekleştirmeye başladık.  İşin geldiği yerde bugün daha önce rakibimiz kabul ettiğimiz, yine 100 yılın üzerinde geçmişi olan İtalyan ailelerin kurduğu tekstil firmalarının kurmuş oldukları Uzakdoğu Operasyonu’nu biz belli transferlerle kendi üzerimize almış olduk ve onu devam ettiriyoruz.  Bunu da Como İtalya’ya bağladık. Böylelikle de çok katma değer bir satış olan işin içerisine İtalyan dizaynının girdiği ama Türkiye üretimi ile birleşen bir yapıyı sunmuş oluyoruz.  Yani bir yerde Uzak Doğunun lüks moda piyasasına hizmet ediyoruz.

GERİ DÖNÜŞÜMLÜ KUMAŞLAR ÜRETİYORSUNUZ VE BU KONUDA BİR ÇOK ÖDÜLE LAYIK GÖRÜLDÜNÜZ. ÇEVRE DUYARLILIĞI BİLİNCİNİZLE ÜRETİM YAPIYORSUNUZ…

“Kapıda soyadımız yazdığı sürece hiçbir şekilde yanlışa düşemeyiz.”

İster çevre konusu olsun ister diğer konular olsun, aslında özüne indiğinizde bir ailenin işi yaparken hangi pozisyonda duracağına karar vermesiyle biz bunu bağdaştırıyoruz.  Bunu ister ekonomik açıdan ele alın, ister etik, ister sosyal ister çevre… Bizim açımızdan bunların hepsi ayrı. Şöyle bir örnek vereyim; benim jenerasyonum yani 4. Jenerasyon olarak biz işe başladığımızda bütün kuzenlerimle beraber bana da söylenen şu oldu;  ‘Firmanın kenar köşeleri, çıkamayacağınız köşeleri bunlar. Eğer bunu bu ailenin inandığı şekildeki etik, sosyal, ahlaki, ekonomik ve çevresel boyutuyla yapamayacaksanız o gün bu işe son vermeniz lazım.’  Çünkü aile bir yerde bu işle beraber adını devam ettiriyor ve dolayısıyla kapısında soyadımız yazdığı sürece hiçbir şekilde yanlışa düşemeyeceğimiz ve örnek teşkil etmemiz gereken bir pozisyonda olduğumuza inanıyoruz.  İpeker Osmanlı ile beraber ele aldığımızda 100 yıllık geçmişi içerisinde hiçbir konuda tek bir cezaya düşmemiş, hiçbir konuda sorumluluklarını bir gün bile ne devlete karsı, ne insana karsı aksatmamış bir kurum. Bunu bir kere gelenek olarak firma ve aile geleneği olarak devam ettiriyoruz. Çevre, içinde yaşadığımız şehir, bu şehirde yaşayan insanlar, yine bu şirketin içinde aynı havayı teneffüs eden çalışanlarımız için öncelikle onlar açısından kriterlerin bizim vicdanımızla bağdaşması gerekiyor. Bundan sonrası aslında ödüllerle, devletin istedikleri ile gerçekleşiyor. Bizim için en büyük motivasyon bir çok ilki gerçekleştirirken, aile olarak üzerimize sorumluluk olarak neyi veya neleri aldığımıza bakarak gerçekleştirdik. Bir çok projemiz biz bir şeyleri yapalım bununla ilgili ödül alalım gayesi ile doğmadı.  Öncelikle çalışanlarımız doğru maddelerle çalışsınlar, doğru havayı teneffüs etsinler, sattığımız ürünleri kendi çocuğumuza giydirebiliyorsak biz bu ürünü satalım mantığı ile üretildiği için bir çok gelişme hep bundan yola çıkarak oluştu. Kısacası ekonomik önceliklerden, daha fazla kar etmekten, daha fazla para kazanmaktan önce koyduğumuz değerler vardı ve çevre de bunların başında gelen değerlerden bir tanesi.

 

GEÇTİĞİMİZ YIL DÜNYA’DA BİR İLK OLARAK, EN GÜVENİLİR VEGAN/VEJETARYEN ÜRÜN ETİKETİ V-LABEL’İ  KAZANMIŞ VEGAN KUMAŞLAR ÜRETİYORSUNUZ…

“Dünya’da ikinci bir örneğimiz yok.”

Geçtiğimiz yılın en önemli projelerinden biriydi ama aslında bunun ayakları çok daha önceden geliyor, üzerine V-Label alması bunu taçlandırmış oldu. Ürün aynı hassasiyetle aynı şekilde fabrikamızda üretiliyordu. Bunu birkaç modifikasyonlar içinde daha farklı bir boyuta taşımış olduk ama ürün zaten çok çevreci bir üründü. Zaten 1995 yılından beri cupro olarak burada üretiliyordu.  Biz bunu veganla birleştirerek tekrar sunmuş olduk. Tabi ki boyut değiştirmiş oldu ve dünyada V-Label üretimi gerçekleştiren ilk kumaş firması olduk. Şuanda Dünyada V-Label bir kumaş almak isterseniz sadece gelip buradan alabiliyorsunuz hala bununla ilgili alabileceğiniz hak kazanmış ikinci bir kumaş daha yok.

DÜNYACA ÜNLÜ BİRÇOK MARKAYA REFERANS OLABİLİYORSUNUZ BU MARKALARA KISACA DEĞİNECEK OLURSAK…

Çok kapsamlı bu durum fakat herkesin bilebileceği Max Mara , Zara Women, Massimo Dutti, Pull & Bear, Stradivarius gibi İnditex grubu markaları ve bunun bütün ayakları olan farklı labellerde farklı birçok müşteriyi barındırıyoruz . Yine Simona Burberry, Armani gibi baktığınızda İtalya’da aklınıza gelebilecek aşağı yukarı bir çok marka ile iş birliklerimiz söz konusu. Bu anlamda geniş bir skalamız mevcut.

OSB VE URTEB’DE  ÜYELİĞİNİZ BULUNDUĞUNU BİLİYORUZ ? ÇALIŞMALAR NASIL GİDİYOR ? NE DURUMDA SUAN OSB ? DEĞİŞTİRMEK İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEYLER VAR MI SİZİ RAHATSIZ EDEN ?

“Bursamız için güzel projelere imza atıyoruz.”

Bursa Organize Sanayi bölgesi yönetim kurulu üyesiyim aynı zamanda Uluslararası Rekabet ve Teknoloji Birliği (URTEB)  genel başkan yardımcılığı görevini yürütüyorum. Her  ikisinde de hassas olduğumuz ve durduğumuz yer, işimizde durduğumuzdan farklı değil. Kendi işimizde neye inanıyorsak, neye dikkat ediyorsak bulunduğumuz kurumlarda da ailemiz namına aynı değerleri korumaya çalışıyoruz.  Dolayısıyla ideal OSB nasıl olmalı dediğiniz an ideal OSB çevreci olmalı, ideal OSB gerek kendi sınırları içerisinde ki, gerek sınırlarına yakın bölgede yaşayan bütün insanların da huzurunu rahatını ve sağlığını gözeterek hareket etmek zorundadır. Bugün kendi organize sanayi bölgemizde bunların gerçekleştirildiğini görüyoruz. Özellikle son 3-4 senede çok önemli adımlar atıldı. Bizden önce çok büyük alt yapı eksiklikleri bulunuyordu. Bilgi anlamında, firmaların gerçekten neyle uğraştıkları, kendi beyanlarında gösterdikleri ruhsat konularının dışında üretim yapılıp yapılmadığı, tehlike ve risklerin neler olduğu gibi soruların cevapları geçmişte açık ve net olarak bilinmiyordu. Özellikle bizim dönemimizde buradaki risk analizleri çok ciddi şekilde her türlü detayıyla ortaya kondu. Buna yönelik bir yangın teşkilatımız buradaki her tür üretimle başa çıkabilecek düzeyde bir yangın teşkilatı. Firmalar eğer cezai bir durum içine düşüyorlarsa öncelikle cezalandırmak değil, nasıl olması gerektiğini bilgilendirmekle başladık.  Bir çok sanayicimiz bununla ilgilide hassas davrandı  ‘biz bunları bilmiyorduk’  dediler ve çok büyük gelişim sağladılar.  Özellikle atık su konusunda biz burada bir çevre arıtma tesisi ve aynı zamanda su üretim tesisi olarak iki ayrı tesis çalıştırıyoruz.  Dolayısıyla su nasıl kullanılmalı, sudan daha nasıl tasarruf edilmeli, nasıl geri kazanılmalı , bunlar üzerinde çalışmalar yapıldı. Arıtma tesisleri ile ilgili genellikle insanların yanlış bildiği bir konu var;  ‘Arıtma tesisi varsa, çevreye etkisi yoktur.’  Böyle bir şey söz konusu değil. Arıtmadan da sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak ben sanayi de dediğim gibi kendi işimizde hangi konulara eğiliyorsak özellikle sanayide de kendi sorumluluğumuzun altında aynılarına eğiliyoruz. Yepyeni bir çalışma başlattık biliyoruz ki atık ne kadar ağırsa gelen atık kadar da sonrasında  çevresel etki yaratıyorsunuz. En azından sizin arıtmanız elektirik kullanıyorsa  elektiriğin de bir çevre etkisi bulunuyor  çünkü ülkemizde fosil kaynaklardan elde ediliyor, yenilebilir enerji kaynaklarından yüzde olarak çok fazla elektirik enerjisi almıyorsunuz. Dolayısıyla her metreküp kirli suyu orada arıttığınızda aslında bir çevre  etkisi daha bunun üzerine koymuş oluyorsunuz.  Gerek bunun rengi ile ilgili, arıtmasıyla ilgili, içindeki farklı negatif değerleri pozitife getirmek üzere de kimyasallar kullanıyorsunuz. Aslında bünyeye ilaç veriyorsunuz ama ilacında bazı zararları var çünkü o ilaçlar üretilirken de çevresel etkileri var. Biz şuraya vardık, en büyük projemiz belki gerçekleştirdiğimiz bu oldu; atığı arıtmalara gelmeden önce firmaları bilgilendirerek azaltmak, daha az atık yaratılmasını sağlamak veya firmalar tarafından biyodegradasyon hızı yüksek olan ürünlerin kullanılmasını sağlayarak arıtmada yük oluşturmadan çabuk arıtılabilir muhteviyata döndürmek. Bununla ilgili olarak İstanbul Teknik Üniversitesi’nden değerli bir hocamızla yola çıktık ve tarihi bir proje başlattık.  Sanayi bölgesinde burada hem sanayicilerin birbirleri ile rekabette hak geçmemesi için farklı kirlilik kriterlerinde ve farklı muhteviyatta atık kullanan sektörlere veya aynı sektör içinde çok farklı yüklere sebebiyet veren firmaların analizlerini birer birer yapmak suretiyle derecelendirdik ve bunlarla ilgili ABD’de alt yapısı kurulmuş olan bir arıtma simülasyonunda bunların etkilerini araştırdık ve değerlendirdik.  Bunun sonucunda firmaların hemen hepsinin bir yerde kendi ayak izi diyebileceğimiz firmaların kirlilik alt yapısı oluşturulmuş oldu ve firmaların bu izlenebilirlik üzerinden de geriye dönük neleri iyileştirebileceklerini monitörlemeye başladık. Geldiğimiz noktada firmalar şuanda gerçekten ne yaptıklarında sonucunun  ne olduğunu dijital bir ortamda sonuçlarıyla öğrenebiliyorlar.  Yapılan bu çalışmayla beraber de genel arıtmamızın yükü düşmeye başladı ve çok daha verimli çalıştırılabilmeye başlandı.  Bu verimlilik bize kimyasal kullanım olarak geriye döndü ve kimyasal, elektrik kullanımımızın çok çok aşağıya geldiğine şahit olduk.  Bence Bursa’mız için gerçekleştirilmiş en güzel projelerden bir tanesi şeffaf şekilde kirliliğin izlenebildiği bu sistemimizin kullanılması oldu. Tabi ki bununla beraber bir çok yaptırımlar da geldi.  Kendini düzeltmek istemeyen firmalar, geleceğe adım atmak istemeyen firmalar, gerekli çevre önlemlerini almayan firmalar da çok büyük cezalarla karşı karşıya kalmaya başladılar.  Burada temsil ettiğimiz noktada açıkçası bizlere düşen yük bu yaptırımın devam etmesini sağlamak belki de en zor görev aslında bu nokta oldu. Fakat kendi dönemimizde bunu çok başarılı uyguladığımıza inanıyorum.

İPEKER OLARAK GELDİĞİNİZ NOKTADAN MEMNUN MUSUNUZ?

“Haksız rekabet etme kendi potansiyelini keşfet.”

Buna hangi açıdan baktığımız önemli. 100 yılda belki ekonomik olarak çok daha ileride olabilirdik fakat değerler olarak illa ki bir yerlerde nokta virgül olarak davranılması gerekirdi. Bence İpeker 100 yılda her şeyi kitabına göre yapıldığında gelinebilecek yeri temsil ediyor sektör açısından. Farklı yerlerde yol değiştirebilirdi belki de. Ülkemizde haksız rekabetle 100 yıldır uğraşıyoruz. Aile olarak yaptığımız farklı ürün kollarından çıkmak zorunda kaldık. Hep Haksız rekabet yüzünden çıkmak zorunda kaldık. Devlette bunları engelleyemiyor. Kaçak ithalatla başa çıkılamıyor ne yazık ki. Yani ipek tohumu üretiminden ve ipek yumurtası üretiminden başlayarak bütün bunların sırasıyla Türkiye’de ölmesinin sebebi devletin bunlarla ilgili yaptırımları uygulayamaması, bir yerde göz yumması ve üretimin bitmesine kaçakla sebebiyet vermesidir. Düşünebiliyor musunuz bir tarafta üretim yapılıyor, vergi ödeniyor, bununla ilgili yatırım yapılıyor. Bir tarafta tamamen vergisiz kaçak sınırlardan mal sokuluyor ve yüzde yüz faturasız olarak yurtdışında satılıyor. Tabi ki bununla hiçbir şey rekabet edemiyor Türkiyede.  Biz sırası ile birçok ürünü bırakmak zorunda kaldık ve her seferinde inovasyonla yepyeni bir ürün koyup ilerlemek durumunda kaldık. Bir yerde bu bizi inovasyona itti sürekli. çünkü haksız rekabetten kaçabilmemizin tek yönü inovasyonla gerçekleşti. Hatta biz bunla ilgili şöyle bir söylem kullanmaya başladık. “Haksız rekabet etme kendi potansiyelini keşfet.” Yani etik rekabet diyoruz. Çünkü gerçekten buna inanıyoruz. Bir yerde bir şeyleri doğru yapıyorsan bu senin potansiyelini keşfetmeye zorluyor. Olağanın dışına çıkmaya zorluyor. Bir şeyleri farklı yapmaya zorluyor bu açıdan da Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyorum. Bugün birçok ürün grubunda Türk bir kumaş markası olarak evet dünyada bunu ilk kez bu firma yaptı dendiğinde gurur duyuyoruz.  Ama haksız rekabet hala var. Bugün ülkemizde hala birçok noktada kaçak işçi çalıştırılmaya devam ediyor. Maaşlar bordrolar eksik gösteriliyor, aslında olması gereken tam kıdemiyle tazminatıyla insan haklarının birebir korunduğu bir sistem çünkü biz bunun böyle olabileceğini biliyoruz.

İPEKER'İN KİLOMETRE TAŞLARI:

1930: İpekböcekçiliğinden sanayiciliğe geçildi.

1940: Dokumaya geçildi.

1950 - 60'lar: Boya ve baskı entegre hale geldi.

1960'ların sonu: Türkiye'deki ilk otomatik baskı makinesini aldı

1980: İhracatı kendi koleksiyonlarıyla genişletti.

1990- 2000: ABD pazarında yer edindi.

1995: Almanya İpekler Gmbh kuruldu. Ekolojik kumaş üretilmeye başlandı

2011: Seri üretim dijital baskı makinesi ile bir ilk gerçekleştirildi.

2013: İpeker İtalya Como’da irtibat bürosunu açtı.

2015: Yeni çevre yatırımları ve karbon ayak izi projeksiyonu  kapsamında  10 sene içinde 431.170 yetişkin  ağacın yükünü alacak kapsamlı projeler hayata geçmiştir. 

2017: Avrupa Vejetaryen Birliği tarafından onaylı Vegan V-Label Sertifikasını alarak dünyada bir ilk oldu.

İHSAN İPEKER KİMDİR?

Doğum yeri: Bursa

Doğum Tarihi: 15.03.1977

Eğitim: University of California, Riverside / İşletme Sertifikası Programı

            California State University, San Bernardino / İşletme ve Uluslararası Pazarlama Konularında Çift Lisans + Çift Branş (Reklamcılık ve IT Enformasyon Sistemleri )

Çalıştığı Kurum ve Pozisyon:

1930 Yılımda kurulan İpeker aile şirketinin 4. Kuşak yöneticisi.

Pozisyon:

Yönetim kurulu üyesi, idari ticari direktör

 

 

Röportaj: Begüm Gülşah Aktaş

 

 

Yorum Ekle

İlgili Haberler

<